Blog

  • “Bunlar ortak, bunlar iş birliği halinde… Her ikisi de FETÖ’cü…”

    Çok mühim bir video “Bunlar ortak, bunlar iş birliği halinde… Her ikisi de FETÖ’cü…” Türkiye’de aslında seçim yapılmıyor, danışıklı dövüşülüyormuş

    Kemal Kılıçdaroğlu’nun gerçek yüzü Birkaç saat içinde bütün TR’de on milyonlarca insanı ayağa kaldırabilecek bir video…

    Adli yetkilileri de derhal ayağa kaldırması ve temiz eller operasyonları yaptırması gereken bir video…

    Siyasetin içinden bir kişi, HKP başkanı Nurullah Ankut, TR’deki seçimlerin, referandumların danışıklı dövüşler halinde yapıldığını anlatıyor.

    Şu anda TR’nin başında meşru vekiller, bakanlar ve cumhurbaşkanı yok. TR’nin idarecileri resmen/hukuken TR’nin idarecileri değiller. Anlaşmalar, satışlar, verilen vatandaşlıklar, çıkartılan kanunlar, her şey geçersiz. Çünkü seçimler ve referandumlar hep hükümsüz, geçersiz.

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

  • Vermez, veremez

    Rusya, ihtiyaç sahibi Afrika ülkelerine bedelsiz olarak tahıl vermeyecek, veremez. Bu işin önündeki engelleri daha da artıracağım, bu bir yana ama hiç engel çıkmasa bile önüne, Rusya yine de ihtiyaç sahibi ülkelere/insanlara günahını bile vermez.

    Rusya için Afrika, sadece sömürülecek, ezilecek bir yer, başka bir şey değil.

    Afrika, bir kafesten kurtulurken başka bir kafese girmemeli.

    Rusya, Afrika’ya projeler de götürmeyecek. Yapacağını ilan ettiği projeleri yapabilecek parası da yok, gerçekte yapmak da istemiyor. Çünkü Rusya’yı da arka plandan idare eden İngiltere, dünya üzerindeki sömürmeye dönük sistemin çökmesini istemiyor.

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

    ..

  • Olamazlar

    Rusya ile Çin asla gerçek dost ve müttefik olamayacağı gibi… Kuzey Kore ile Rusya da tabiatları icabı, asla gerçek dost ve müttefik olamazlar.

    Köşeye sıkışmış olan ve hayatta kalmaya çabalayan Rusya’nın, Kuzey Kore hamlesi de balon… Kuzey Kore sadece kara paradan anlar ve ona kıymet verir. Ruslar, Kuzey Kore’ye kara para işlerinde paylarını artırmayı vaad ederler ve aralarındaki en ileri seviyedeki anlaşma ancak bu kadarla sınırlı olur. Para yoksa, anlaşma yok. Kuzey Kore de ekranlara oynar, Rusya’ya yarayacak bir kaç hamle yapar.

    Ben yakın geçmişte Kuzey Kore’yi Güney Kore’nin üzerine yönlendirdiğimde, Kuzey Kore’yi bir avuç parayla durdurmuşlardı. Bunu yaparken hiç zorlanmamışlardı.

    Kuzey Kore, nükleer silahlara sahip aç bir ülke… Ülkeden sayılır mı, o tarafı da ayrı bir tartışma konusu. Başka ülkeler “insani yardım” görüntüsü altında Kuzey Kore’ye gıda ve ilaç vermeseler, aslında kara para işlerindeki payının bir kısmını bu yolla ödemeseler, Kuzey Kore halkına kıran girer. Nüfusu kırılır.

    Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-19.png

    Dünyada iyice yalnızlaşmış olan Rusyaya, Kuzey Kore denilen açlar ülkesi de gerçekten fayda/destek sağlayamaz. Rusya, son nefeslerini çok zorlanarak alıp veren, çok hasta ve güçsüz olan, ölümü beklenen bir ihtiyar misali bir halde… Bu nedenle de Rusya-Ukrayna arasındaki sözde özel askeri operasyonu ve ayrıca sözde Tahıl Koridorunu bitirmemek için onlarca ülke organize halde uğraş veriyor.Ayrıca, köpeklerin birbirleriyle dostluğu, önlerine kemik atılana kadardır. Manevi değerleri ve davaları olmayıp da hep maddi değerler peşinde koşanlar, asla gerçekten dost olamazlar, büyüyemezler, yükselemezler, müreffeh bir ülke olamazlar, huzur bulamazlar ve başka ülkelere de huzur vermezler.

    Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-20.png

    Nükleer silahlara gelince, dünyada çok sayıda ülkede çok yüksek sayıda nükleer silah bulunuyorsa, aralarından birinin ya da birkaçının, diğerlerini sürekli nükleer silahlarla korkutması, caydırması mümkün olamaz. Çünkü atana atarlar. Hatta bir atana, on ya da onlarca da atarlar.

    Görünürde Rusya’nın etrafı düşmanlarıyla çevrili iken ve neredeyse bütün batı dünyası ve NATO teşkilatı da ona düşman iken, düşmanlarının çoğunda nükleer silahlar varken, o İngiltere casusu Putin hala nükleer de nükleer deyip duruyorsa, ortada sadece bir danışıklı dövüş vardır. Bunun başka türlü bir izahı mümkün değil. Kuzey Kore’nin nükleer silahları da gerçekten caydırıcı değil. Danışıklı dövüşmeler olmasa, Kuzey Kore sorunu şimdiye yüzlerce defa kökünden çözülmüştü. Birkaç nükleer füze gerçekten bir yerlere atılsa bile…

    Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-22-1024x576.png

    Şu anda dünya siyasetindeki mücadelenin içinde gerçekten bir Rusya devleti/tarafı yok, artık Rusya’nın Kuzey Kore’den bile farkı yok. Lakin eski Rusya varmış gibi gösteriliyor. Rusya, kendini savunamayacak, kendi sorunlarını çözemeyecek, askerine maaş ve erzak veremeyecek halde. Bu şartlara rağmen böyle görünmesini de Rusya’nın düşmanı olarak bilinen ama onunla her türlü kara para ve sömürme işlerinde bu güne kadar ortak çalışan onlarca ülke sağlıyor.

    Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: image-23-1024x495.png

    Bu günlerde, kontrol altında olduğu bilinen dünya genelindeki belli başlı yayın/haber kuruluşlarında, bu anlattıklarımın aksine olarak estirilen sanal Rusya rüzgarına kimse kanmamalı.

    Herkes, Putin sonrasına da Rusya sonrasına da hazır olmalı. Çünkü, Rusyanın iç dinamikleri, üzerlerine düşenleri yapamadılar ve ortada bir Rusya kalmayacak, paramparça olacak.

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

    ..

  • Sinan Ateş meselesi ne oldu?

    Şu Sinan Ateş meselesi ne oldu?

    Neden herkes topluca sustu?

    Adaletli, delikanlı ve mertçe tavırlar sergileyenler oldu da destek ve meydan mı vermedim ben?

    Sinan Ateş’in kanının hesabını soruyor görünerek meydanda konuşanlara, rest çekenlere, Bohçalı ve çetesi hep etek mi giydirdi?

    Kaç paraydı o konuşanların, rest çekenlerin fiyatı?

    Fiyatı belirleselerdi, ben yine de satın almazdım onları… Üç kuruş paraya, bir makama ya da başka maddi menfaate tamah ederek onca sözünü ve duruşunu ve bir kanın hesabını silip atanlara ben selam bile vermem, onlardan selam bile almam.

    Kaç paraya temizlendi Sinan Ateş’in kanı? Karaktersizlikte, omurgasızlıkta, o FETÖ denilenler birinci sıradaysa, Sinan Ateş’in kanının hesabını soracağını iddia edenler de ikinci sıradalar.

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

  • Tam da anlattığım hal

    22 sene değil, 22 milyon sene yaşasa bile, dünyadaki herkes bu süre boyunca bütün işlerini bırakıp da şu şahsı topluma geri kazandırmak istese bile, bunu yapamazlar. Bu, teknik olarak mümkün değil. Çünkü bu kişi aslında artık insan değil. Sadece sureten insan…

    Eskiler “ar damarı çatlamış” derlerdi. İnsan, bir kere insanlıktan çıkınca, bir daha asla insana dönüşemez.

    Bu şahıs, tam da anlattığım ve kaldığım o Ümraniye E tipi toplama kampında (ceza evi de diyorlar) kalmış. Tek tek dolaşmadım ama adım kadar eminim ki TR’nin ceza evleri bunlarla dolu.

    Karnını doyuramayan, kendi geçimini tam olarak sağlayamayan Türkiyelilerden hatta asgari ücretlilerden kesilen devasa vergilerle bile bu lüzumsuzları besliyor bu devlet… Hem de yüz binlercesini… Bazını 28 sene, bazılarını 32 sene bile besliyor. Şu devasa mali kriz yıllarında bile, bunlar için her sene birkaç tane yeni ceza evi de yapıyor.

    20 küsur sene aralıksız yatıp çıktıktan hemen sonra onlarca kişiyi dolandırarak tekrar 20 küsur yıl ceza alanı ve yeniden sözde ceza evine gireni gördüm ben… Kendini hiç kusurlu görmüyordu. Bunalmış, daralmış diye ruh hastalıkları hastahanesine götürülüp getiriliyordu, türlü türlü lüzumsuz masraflar yapılıyordu milletin vergileriyle…

    Bunlara af çıkartacaklarmış. Bunlara af çıkartmak isteyenler ya hiç hayat tecrübesi olmayan ve insanları tanımayan kişilerdir ya da bunlar kadar insanlıktan çıkmış kişilerdir.

    https://atomic-temporary-191907261.wpcomstaging.com/2023/07/27/baska-turlu-cozulemez/

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

  • ABD büyük elçileri gibi

    ABD büyük elçileri gibi bir tipi/görünüşü yok mu, İstanbul valisi ve gizli Ermeni Davut Gül’ün?

    Ya şuna ne demeli?

    Tencere yuvarlanmış, kapağını bulmuş…

    Merkez bankası başkan yardımcılığına atanan gizli Ermeni Osman Cevdet Akçay’ı görüyorsunuz.

    Zihninize bir anda “Tecavüzcü Coşkun” denilen oyuncu düşmüş olabilir ama karıştırmayın. Bu gördüğünüz gizli Ermeni kişi, bir film oyuncusu değil. Bu kadar vahim halde olan, iflas etmiş olduğu halde bu gizlemekte olan TR’de, piyasalar aklı başında ve liyakatli kişilerin derhal görev başına getirilmesini beklerken, Merkez bankası başkan yardımcılığına getirilen bir kişi…

    Zaten mevcut kadroların arasına düzgün birinin getirilebilmesi mümkün değil. İhtimal dahilinde değil. Faraza getirildi diyelim, düzgünce işler yapabilmesi ihtimal dahilinde değil. Tıka basa gizli Ermenilerle, hainlerle doldurdular devletin her kurumunu ve bu kişiler aynı zamanda ileri seviyede ruh hastası, psikopat, cinsi sapık, ahlaksız, utanmaz olan kişiler. Bunların arasında gerçek bir Türk olsa, çok ahlaklı, zeki, vasıflı, gayretli, kararlı olsa bile aralarında nasıl dursun, durabilse dahi neyi nasıl düzeltsin…

    Devlet denilen şey, bir kişinin ya da birkaç kişinin düzgün halde işletebileceği bir sistem değil. Herifin kafasının çoğu çoktan gitmiş. Vasıflı bir kişi, şunu yarım dakika izlese, gerisine bakmaz. Omuzları, kolları, elleri, parmakları, kafası, yüzü, gözü her şeyi bağımsızlık ilan etmiş. Her biri, birbirinden bağımsız hareket ediyor. Ne halt ede ede o hale geldiyse, ruhu bedeninde duramıyor, bir an önce cehenneme gitmek istiyor. Lakin bu hale gelmiş olanlar o kadar tehlikeli kişilerdir ki yanlarına sadece çocukları değil, yetişkinleri de yaklaştırmamak gerekir.

    Bunların contasını incecik bir iplik kadar bir bağ tutar, son bir gayretle o kadarını muhafaza ederler. Bir şekilde, beklenmedik bir anda o da koparsa, bu dünyada üç dakika bile duramazlar. Kendilerini cehenneme sevk ederken, yanı sıra onlarca, yüzlerce hatta binlerce kişiyi de sevk etmekten hiç geri durmazlar. Aralarında bebek, çocuk, kadın var mı, bunu da hiç umursamazlar. Bunlara halk arasında en kısa tabirle psikopat denir.

    Anında toplum dışı edilmesi, idam edilmesi gereken kişiler, hala devletin her yerine getirilmekteler.

    Her ne sapıklık ve rezillik yaparsa yapsın, bir yandan da uzun süre ve yüksek dozda uyuşturucu kullanmamış bir kişi, şu hale dönüşemez.

    Bence Merkez Bankasını Osman Cevdet Akçay’a bırakmadan önce, Osman Cevdet Akçay’ı AMATEM’e bırakmak lazım.

    AMATEM’in çok işe yaradığı kanaatinde değilim ve Osman’ı oraya bıraksak bir fayda sağlayacağı kanaatinde de değilim ama resmi prosedür böyle…

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

  • Çaresi belli

    Bir insanın dairesi/evi, kendi dairesidir. İsterse kendisi oturur. İsterse kendinin ve ailesinin ikinci, üçüncü, beşınci evi yapar. İsterse kiraya verir, isterse vermez ve boş tutar. İsterse ederine kiraya verir, isterse kiracıya iyilik yapmak ister de çok ucuza verir. Bunlara hiç kimse karışamaz. Mülk onundur, tasarruf onundur, hürriyet onundur. Bu hususta ona sözlü baskı bile kurulamaz. Basın ve medya dahi, bu insanları baskı altına alan sözde haberler vermeye başlarlarsa, bu dahi “hürriyetlerin basın ve medya yoluyla ve organize bir faaliyetle baskı altına alınması” kapsamında yargılama ve ceza gerektirir.

    Evlerini boş tutan ev sahiplerine sadece nasihat edilebilir. “Bak, TR’de kiralık ev sorunu yaşanıyor, insanlar çok büyük sorunlar yaşıyorlar ama kiralık ev bulamıyorlar. Böyle anlarda senin şu evin boş duruyor. Milletçe birlik olmalıyız, sorunlarımızı karşılıklı anlayışla, hoş görüyle ve yardımlaşmayla çözmeliyiz. Gel sen bu daireni kiraya ver. Boş durmasın, olmaz mı?” denir. O da “Anladım. Çok güzel konuşuyorsun ama en temelden yanlış bir bakış açısına girmişsin. Buna galiba idarecilerin, ayrıca basın ve medyanın yönlendirmeleri sebep olmuş. Bizler, sizin istediğiniz şartlarda ve yönde birlik olursak, vah bu ülkenin haline…

    Bu ülkede kiralık ev bulma sorunu varsa, ayrıca çok yüksek kira sorunu varsa, yapılması gereken ilk ve zaruri şey bellidir. Sayıları on beş milyonu geçen ve yirmi milyona yaklaşmaya başlamış olan sözde sığınmacıların derhal sınır dışı etmek…

    Bu art niyetli hatta haince süreç son bulmadıkça, sözde sığınmacılar tamamen gönderilmedikçe ve hatta devamı da ülkemize gün gün geldikçe, siz bu türlü mücadelerle sadece mesainizi boşa harcamış olursunuz. Bu da ayrıca kamuya bir yük oluşturur. Milletin vergilerinden ödenen maaşlarınız da millete hizmet/fayda olarak dönmemiş olur. Devletin işlerliği yavaşlar, hantallaşır, masrafları artar ve halkın sorunları da birikir.

    Nasıl oluyor, ben bir türlü anlamıyorum. Nasıl oluyor da sorunların hepsinde çözümler gözler önünde iken görmezden geliyor ve tepeden ne tarafa yönlendirme gelirse hepsine boyun eğiyorsunuz? Nasıl oluyor da her seferinde bataklığı kurutmak yerine sineklerle meşgul oluyorsunuz? Bir yandan yetkili kişiler ve devlet memurları olabilirsiniz ama siz da vatandaşsınız. Burası sizin de devletiniz, vatanınız. Sizin de devletinize, vatanınıza, milletinize hatta gelecek nesillerimize karşı mesuliyetleriniz var. En tepeden üç beş kişi kasıtlı ya da kasıtsız olarak yanlış, sonuç vermeyecek, sorunları çözmeyecek hatta daha da büyütecek kararlar alıyorsa, bunlara hiçbir direniş göstermeden itaat etmek zorunda değilsiniz.

    Altı yüz elli yedi sayılı memurluk yasası da bir yana… Bu bahsettiğim siyaset yapmak değil. Emirlere itaatsizlik değil. Kanun tanımazlık değil. Tam aksine olarak, kanun tanımayan, art niyetleri açıkça meydanda olan, milletin tamamını kasten sorunlardan sorunlara düşüren idarecilere karşı bir direniş. Kanunların ve idarenin derhal olması gereken ayara gelmesi için vatanseverce bir duruş.

    Ben size gidip bütün amirlerinizle tartışın demiyorum ama rahatsızlığınızı gösterin. Sen direneceksin, ben direneceğim, herkes direnecek ve bu sorunlar anca böyle çözülecek. Yoksa tepedekilerin, o idarecilerin umurlarında bile değiliz. Devlet de vatan da umurlarında değil. Ne kadar vahim bir krizle karşı karşıya olduğumuzu iyice anladın mı? Elimizden vatan bile gidiyor, siz benimle, benim gibi olan vatandaşlarla vakit kaybediyorsunuz.

    Bakın İsrail’e… Orada da benzeri idareciler var, hukuk tanımak istemiyorlar. Her şeyi keyiflerince yapmak istiyorlar. İsrail halkı, Türkiye’ye benzememek, her gün türlü türlü vahim sorunlar altında inlememek için organize halde direniyor. Yetkililer, atanmışlar ve seçilmişler, akademisyenler, fikir adamları, iş adamları hatta ordu mensupları bile halkın yanında duruyor. Koca Türkiye, İsrail kadar olamayacak mı?”

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

  • Çoğu aşı kaynaklı ölüm değil

    Şunların hepsi aşı kaynaklı ölüm değil. Hatta çoğu aşı kaynaklı ölüm değil.

    Bundan sonra, TR başta olmak üzere, dünyanın her yerinde eş zamanlı olarak, bu şeytani dünya düzenine hizmet eden mason ve satanist basın, medya, sosyal medya aktörlerini yıkmaya, devirmeye daha çok enerji harcayacağız. Bundan sonra onları sılralamada iyice öne çekeceğiz.

    Dünyada neler neler oluyor, basında, medyada, sosyal medyada hiçbiri yok. Ya da bazı konular var ama gerçek yüzü yok, yalanlar çok.

    Böyle şey mi olur, bunu bile isteye yapan, böyle bir sisteme bile isteye çalışan kişiler, dünya insanlığının düşmanlarıdırlar. O halde, her şeyi hak ediyorlar demektir. Biz masumlara zarar vermeyiz hatta suçluları da sık sık ikaz ederiz ama sonra hiç acımayız.

    İzleyin, bundan sonra daha da fazlası ibretlik hallerde ölecekler.

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

  • Neler oldu öyle

    Dünya genelinde, bir gün içinde kaç uçak, helikopter, gemi, cephanelik kazası oldu öyle…

    Bilgisayar/sunucu sistemleri bozulanlar da çok. Ta Çin Wuhan’daki sözde deprem raporlama tesisinde bile sistem mahvolmuş. Bilgisayar korsanlarının saldırdığını iddia etmişler ama inandırıcı değil.

    Netenyahu ve Sisi’nin TR’ye gelememe mazereti kadar gülünç bir mazeret olur, korsan mazereti…

    Bari devamı gelmese… Bu gidişle bu dünyanın genelinde çok daha vahim seviyede sorunlar, zararlar, kayıplar oluşur. Zaten her yer yanıyor, yıkılıyordu, şimdi ise tesisler, araçlar, cihazlar çalışamaz oluyor. Duhan vakti mi geldi, ne oldu acaba… Yerin altındaki o satanist krallıklar ne hallerdeler acaba…

    İyice ilaç, erzak sorunları yaşandığını duyduk. Yer yüzünden bu kadar ilaç aktardılar aşağıya, dünya insanlığını ilaçsız bıraktılar ama aşağıya hala ilaç lazımsa, duyduklarımız doğru o halde… Kıran girmiş o halde yerin altındaki uzaylı insan şeytanlarına… Nasıl teşhisler yapıyorlar acaba… Kara mantar mı, gizemli beyin hastalığı mı, beyin yiyen amip mi, Havana sendromu mu ya da ne diyorlar acaba… Bence adını “mfs sendromu” koysalar, hakkaniyetli bir tavır olurmuş.

    Aman neyse, beter olsunlar. Derdimiz mi bizim… Kaç yıldır ikaz ediyoruz, daha da merhamet mi edeceğiz. İnsan ve organ kaçırmak da nedir, gezegenin dengelerine ve ayrıca insanlar dahil yer yüzündeki her canlının genetiğine müdahale etmeye kalkmak da nedir, lanet yağsın üzerlerine…

    Herkes ettiğini cehennemde bulmuyor. İşte bunlar gibiler, ettiklerinin karşılığının azıcık kısmını dünyada buluyorlar ama o da bu kadar vahim acılarla yaşanıyor. Kim bilir ki cehennemin azabı nasıldır.

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

  • Hindistan’dan bir görüntü gibi

    Ne kadar basit bir görüntü. Ulaştırma bakanı Uraloğlu, Van’da açılış yapmış.

    O güneş panelleri daha şimdiden dalgalanmışlarsa, teraziye alınmadan montajlanmışlarsa, oranın on sene sonrasnı değil, iki ay sonrasını bile düşünmek istemiyorum.

    İnsan açılış için bile olsa panellerin üzerini yıkatır, temizletir. Gerçi yıkatsalar ne olacak, günde kaç kere tozla kaplanıyor ve bir işe yaramıyorlar. Bakan desen zaten gizli Ermeni… Çingene de diyebilirsiniz ve Hindistanlılar gibi bir görüntüsü zaten var. Kürsü, renkler, her şey de berbat.

    Güneş enerjisi panellerinin verimi de yok geleceği de yok. Bu sahada yapılan bütün yatırımlar da çöp ama bunda da ısrar ediliyor. Çünkü asıl maksat güneş enerjisi santralleri yapmak ve memlekete faydalı olmak değil, vurgun vurmak.

    Neyi nereden düzelteceksin, bu ülke yıkılmadan düzelmez.

    Çok tesirli bir sıfırlama/resetleme lazım.

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya