Etiket: Büyü – Büyücüler

  • Çaresiz hale düşmüş Ankebut Ağı

    The Economist’in şu çok tartışılan kapağını yine Yahudiler hazırladılar. Bu işte hahamlar ve sonra diğer satanistler başı çektiler.

    Bu kapakla pek çok mesajı bir arada verdiler, ayrıca sinsi bir oyun kurdular. Yetmeyip bu kapakla büyü de yaptılar. Hatta bu büyüleri destekleyen ayinler de yaptılar. Gördüğünüz bu kapak aslında bir çeşit büyü… Göreni, bakanı, eline alanı, üzerinde düşüneni tesir altına alıyor, şayet kişinin kanalları açıksa, cinlere ve büyülere karşı koruması yoksa…

    Kapağın beyaz zemin üzerinde sadece kırmızı ve yeşil ile hazırlanmış olması da sebepsiz değil… Kırmızı ve yeşil renkler ama en çok da kırmızı renk, satanistlerin sahiplendiği ve çok sık kullandığı bir renk. Büyü daha tesirli olsun diye de dört renkli değil (renkli fotoğraflar dört renk baskı ile elde edilir.) de iki renk çalışılmış.

    The Economist’in kapağı, diğer kapakları gibi kalabalık bir ekip işi… Kapağı hazırlamak için öncelikle hahamlar ve diğer satanist kişiler vazifeli olsa da son/üst makam bunlar olsa da başka başka sahalardan insanlar da var.

    Ankebut Ağının dünya genelinde bir teşkilatı, bir işleyen sistemi var. Onlarca devletin kurumlarına sızmış, arka plandan devletler içinde devletler kurmuş ve hatta bunları istedikleri gibi birbirlerine bağlamış vaziyetteler. Siyasi gelişmeleri ve yakın geleceğe dair siyasi yorumları zaten iyi takip ediyorlar. Bunda sorun yaşamıyorlar.

    Bu imkanın haricinde, bir de siyasi gündemi yakından takip eden, üzerinde tartışan, yorumlayan yayıncı ekibi var. Bu kişiler sık sık önde gelen siyasetçi kişilerle de paslaşıyorlar. Bu da ayrıca bir imkan oluşturuyor.

    Ayrıca içlerine sızarak, gizlice, sinsice ele geçirdikleri onlarca devletin gizli servislerinin ellerindeki istihbarat bilgilerini de elde ederek kapaklar yapmakta, yayınlar yapmakta kullanıyorlar.

    Bitmedi… Ayrıca cinleri de bilgi toplamakta ve bazı konuları anlayıp yorumlamakta hep kullanıyorlar. Zaten şu satanistler, kendilerini dünya insanı, Ademoğlu gibi görmüyorlar da hep cinlere benzetmek istiyorlar. Dünya düzenini de cinler alemindeki düzene/sisteme benzetmek istiyorlar.

    Yine bitmedi… Bunların üstüne bir de işinde iyi olan astrologları ve de medyumları kullanıyorlar. Duru görü yapabilen medyumlarından da çok şeyler öğreniyorlar.

    Bitti zan ettiyseniz, yanıldınız. Bütün bunlara rağmen en başta da Akademi Dergisi yayınlarını, yorumlarını kullanıyorlar ve son süreçte Akademi Dergisine, İstanbul’a karşı hamleler yapmaya çalışıyorlar.

    Bu kapak bir yanıyla büyü maksatlı yapılmış bir kapak ama dini, siyasi, askeri, mali, tıbbi ve metafizik sahalara dair mesajlar da veren, yönlendirmeler de yapan yanı var.

    Kapağın her ayrıntısında bir mesaj arayanlar, kendilerini boşuna yoruyuyorlar. Bu kapak en öncelikli olarak büyü maksadıyla yapılmış bir kapak…

    Mesajlar verme kısmı, ikinci öncelikli kısmı… Zaten verebilecekleri çok mesajları da kalmadı. Bu nedenle kapağın şurasında ya da burasında görünen bazı şeylerin zahiri/siyasi mesajları pek yok ve onlar aslında büyü için oradalar.

    Kapakta verilen mesajlar kısmına gelince…

    Çok kafa yorulacak bir kısmı yok. Yaşayacakları felaketleri haber verdiler. O felaketleri ise İstanbul ile kendilerinin yani Ankebut Ağının çatışması sırasında yaşayacaklarını haber verdiler.

    Haber vedikleri çatışma çoktan yaşanmaya başladı. Ben zaten “Aralık ayı çatışmalı geçecek” derken… Sağdaki soldaki medyumların ve astrologların çoğunun yanıldığına dikkati çekerken… “Bundan sonra mühlet ve merhamet devri bitti. Çatışmalar var” diye tekrarla yazarken… Yanında daha onlarca yayınla alakalı mesajlar verirken… Şu kapakta anlatılanları, kapak yayınlanmadan önce herkese ilan etmiş oldum.

    Lakin zavallı, çaresiz hale düşmüş olan Ankebut Ağı, İstanbul’un yapacakları nedeniyle onca şeyi yaşamayacakmış da sanki kendileri kendi sistemlerini resetleyecekmiş numarası oynamaya kalktı. Bu kapaktan çok öncesinden beri, karşımızda iyice yerlere serildiklerinden beri, bu numarayı oynamaya çalışıyorlar. Tabanlarını böyle kandırıyorlar.

    Karşımızda, her sahada o kadar çırpınıyorlar. Her seferinde ağır darbeler alıp yıkılıyorlar. Zararlar ediyorlar, sistemleri çöküyor ama avanak avutuyorlar. “Biz büyük resetle sistemimizi resetliyoruz” diyorlar. Bunlara uyanlar ya da kananlar da “Büyük reset yaşanıyor. Sistemi kuranlar, şimdi resetliyorlar. Küreselciler şöyle yapıyorlar, böyle yapıyorlar, şunun peşindeler.” diye palavralar anlatmış oluyorlar.

    Hangi küreselciler? İstanbul küreselciler diye bir şey bırakmadı ve çoktan İstanbul merkezli bir yeni dünya düzeni kuruldu. Sadece bu, dünya insanlığına açıkça ilan edilmedi. Bu gün, İstanbul’u dikkate almadan bir adım atabilen tek bir hükumet yok.

    Bu gün dünya hükumetleri arasında İstanbul’u bilmeyen, her hamlesini ve kararını yakinen takip etmeyen, uzun uzun bunları kendi ekipleri arasında değerlendirmeyen bir tek hükumet yok. Bir tek gizli servis yok. Bir tek etkili basın ve medya kuruluşu ya da büyük şirket, büyük banka yok.

    “ABD başkanının attığı tweeti değil de benim paylaşımımı herkes dikkate alacak” demiştim bu sürecin başında… Mütevazı olmuşum, ortada bir ABD başkanı bile kalmayacakmış. Bu kısımların detayına girmiyorum, dünyadan herkes takip ediyor, sahayı da görüyor ve zaten biliyor.

    Bu kapak, Ankebut Ağının tam kadro halinde hareket ederek, çok büyük ihtimalle de o maşa Rusya’yı öne çekerek, İstanbul’a son bir saldırı yapacağını… Ya da korkudan saldıramayacak olsa bile İstanbul’dan aldığı darbelerle yine aynı sonuçlara çıkacaklarını, yine aynı sorunları yaşayacaklarını haber veriyor.

    Aynı zamanda bu kapak, dünyada açlık, hastalık, enerji sorunları, halk isyanları yaşanacağını… Bunun devamında sanki teknolojide geri gidilmiş gibi bir hava oluşacağını… Enerjisiz kalmış araçların ve cihazların çalışmayacağını… Toplu ölümlerin olacağını… Nükleer savaş tehditleri yaşanacağını ama aslında metafizikle sebep olunmuş çok büyük yıkımlar görüleceğini v.s. haber veriyor.

    Yani aylardır hatta bir kısmını yıllardır Akademi Dergisinde haber verdiğim, “Dikkat edin. Aldanmayın, tedbirler alın. Gayrete gelin, iyi şeyler yapın” dediğim şeylerin mesajlarını yeniden ve topluca vermişler. Çünkü onların çoğunun peş peşe yaşanacağı bir kısa sürece girdik.

    Mühim olan şu ki bütün bunları kendilerince kutsal olan kase, kutsal sayılan hayat ağacı, Yahudilerin yedi ve dokuz kollu şamdanları eşliğinde vermişler. Yani, baştan dediğim gibi, bunları sanki istemeye istemeye yaşamayacaklar da bunlara sanki İstanbul ve hakiki müttefikleri sebep olmayacaklar ve Ankebut Ağına bağlı ülkeleri yerlere sermeyecekler de kendileri sistemi güya resetledikleri için bunlar yaşanacak.

    Hatta kapağa bakan, bunları kendileri yaşamayacak da doğu alemi yaşayacak zan eder.

    Her zamanki gibi şeytanca, satanistçe işler şunlar. Bir şey yok şu The Economist’in kapaklarında. Her seferinde bu gibi kapakları alet ederek dünyada kaç milleti oyalıyorlar, kandırıyorlar, korkutuyorlar, yönlendiriyorlar. Sanal bir korku imparatorluğu kuruyorlar. Oysa insanların çoğunun korkar olduğu o Ankebut Ağı mensupları, o küreselciler denilen zavallılar aslında korkudan titriyorlar, acizlikten hamle yapamıyorlar.

    İşin içine bu kadar büyücü haham… Bu kadar gizli servis… Bu kadar şeytanlaşmış, satanisleşmiş ve mason gazeteci… Bu kadar cin, bu kadar medyum, bu kadar büyücü, bu kadar astrolog girip de kapak yapılırsa, işte bu kadar sinsice yapılır.

    The Simpsons mıdır nedir, o sözde çizgi/animasyon filmi de işte bunlar hazırlıyorlar. Aynı maksatlarla hazırlayıp yayınlıyorlar. En öncelikli maksatları sanal bir korku imparatorluğu oluşturmak, bütün insanlığı kendilerinden korkar hale getirmek ve onları istedikleri gibi yönlendirmek.

    Bütün bu sistemin mensuplarının, milletler arası bir üst mahkeme tarafından şeffafça yargılanıp idam edilmeleri gerekiyor. Bunlar, organize şekilde insanlığı felaketlerden felaketlere sürüklemek istiyorlar. Her türlü kandırıyorlar ve yanlışları doğru gibi göstererek zararlar veriyorlar. İnsanlığa karşı suçlar da işliyorlar. Sonra malum basın, medya ve sosyal medya kuruluşları kendilerinin kontrolünde olduğu için, şu rezilllikler, şu saldırılar, şu tuzaklar sanki itibar edilesi şeyler gibi insanlığa sunuluyorlar.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Mesajlarınızı kısa sürede bana ulaştırırlar

    Metafizik usullerle benimle irtibat kuramamanız için İblis elinden gelen her şeyi yapıyor ve yaptırıyor. Çok kalabalık büyücü gruplara, metafik irtibatı önlemek maksadıyla büyüler yaptırıyor. Kendisi de ayrıca yapıyor. Bu hususta hiç taviz vermiyor.

    Benimle irtibat kuramayanların asıl sorunu bu… Haberini alıyoruz ki çok sayıda ülke ve ülke içi grup bu sorunu yaşıyormuş. Bu tarafların metafizikçilerinin, söz konusu büyüleri, kapatmaları çözmeleri şart.

    Ayrıca, dünyanın farklı farklı yerlerinde, benim ekibimden olan metafizikçiler var. Doğrudan bana ulaşamayanlar, bu kişilerle irtibat kurabilirler. Onlar benimle irtibatlılar ve mesajlarınızı kısa sürede bana ulaştırırlar.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Allah Allah…

    Neler oluyor şu dünyada.

    Kesinlikle koronadan ölmüşlerdir, başka bir şeye ihtimal bile vermemek lazım. Şimdi çıkar biri “Onlar din adamı kılığına bürünmüş satanist büyücü ve ayinci insanlık düşmanlarıydı. Yaptıkları büyüler ve girdikleri metafizik çatışmalar sonları oldu. Çarpılarak öldüler. Aynı zaman aralığında dünya genelinde binlerce büyücü daha öldü ama onların farkında değiller.” falan der, böyle lüzumsuz tartışmalara hiç girmemek lazım.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

    .

  • Türk şamarıyla öldü

    Türk Yahudi Toplumu Onursal Başkanı Bensiyon Pinto, ileri seviyede bir satanistti. İşi gücü büyü, ayin, ihanet ve kara paraydı. Yaşına başına da bakmadan, son zamanlarda bize karşı dünya genelinde seferberlik halinde yapılan metafizik çatışmaların içinde rol aldı. Çok büyücüler ayarladı, çok büyüler yaptırdı ve 85 yaşında bir Türk şamarıyla öldü.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

    ..

  • Büyücüdür o büyücü…

    İyice bir soruşturmak lazım. Kim bilir yaptığı büyülerle kaç insanı böyle toprağa gömdürmüştür. Hatta belki de insan keserek büyüler yapanlardandır. Ya da öylelerini tanıyordur. Dünyanın dört bir yanında her gün binlerce insan, büyü ayinlerinde katlediliyorlar. Sadece Hindistan, Nepal, Afrika gibi yerler akla gelmesin. Türkiye’de de Avrupa’da da ABD’de de bu yaşanıyor.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Ya yaaa, evet eveeeet, öyleee… Bak sen şu işe…

    Rumeysa (Sarısaçlı) Yılmaz isimli sözde hocahanım da aslında gizli bir Ermeni… Baştan beri bu organize suç örgütünün gerçek yüzünü bilerek içinde bulunuyor ve diğer çete üyeleri gibi o da türlü türlü suçlar işliyor.

    Vurdukları büyük paralar, elde ettikleri kara paralar sadece kendi namlarına elde ettikleri paralar değil. Gizli Ermeni çeteleriyle ve terör örgütleriyle ve bunlar üzerinden çok farklı farklı mafyalarla, terör örgütleriyle, siyaset sahnesindeki ihanet örgütleriyle ve memleket haricindeki türlü kara paracılarla bağlantılılar. Bunlara operasyon yapıldığında, herkes susarken biz onlara yapılan yanlışların yanlış olduğunu gür sesle bağırdık. Cihana kafa tuttuk. Aynı anda, onların ne kadar yanlış yolda olduklarını da anlattık. “Bu kişileri tasvip etmiyoruz. Yanlışları çok ama onlara şu şekilde yapılanlar da doğru değil.” dedik. Herkesi sarstık. Peşimiz sıra İslamcılar arasından dik durmak ve hemen videolar yayınlamak, yapılanın yanlış olduğunu ifade etmek zorunda kalanlar çok oldu.

    Buna rağmen bile, şu Alparslan Kuytul’un kara paracı karısı çıkıp “Bu süreçte hiçbir cemaat ve tarikat yanımızda durmadı. Siz solcular bize çok büyük destek oldunuz” diyecek kadar namertçe, haince ve alçakçe konuşabildi. Damarlarını kesseniz, kan yerine Türk, İslam, ehl-i sünnet, tasavvuf düşmanlığı akan bu kişiler müslüman falan değiller.

    O “solcu” dedikleri de kendileri gibi gizli Ermeni, kara paracı ve terörist çevrelerdi. Gerçek bir müslüman gördüğünde, ne kadar büyük zulme uğramış olursa olsun senelerce görmezden gelen o “solcu” çevreler, bunları sebepsiz yere sahiplenmediler. On yıldan fazladır akıl almaz derecede sansürlenen Akademi Dergisi gözler önünde, sansürlere takılmayan ve sayıları bir avuç olduğu halde sosyal medyada sık sık gündem olmalarına izin verilen Furkancılar da gözler önünde… Samimi bir müslüman, birçok hususta düşünür, araştırır, sorgular ve oyunlar döndüğünü ferasetiyle anlardı.

    Şimdi, mevzu daha da iyi anlaşılmıştır ama kısa süre sonra daha neler neler meydana çıkacak ve bunlara samimiyetle inanan, kanan müslümanlar belki de bunları buldukları yerde boğmak isteyecekler. Öyle zan ediyorum ki adli yetkililer gerekeni yapmaz ve soruşturmayı derinleştirmezse ve yine memlekette hukuk/adalet yokmuş gibi bir manzara oluşursa, cemaat içindeki kandırılmış kitle suça bulaşacaktır.

    Şu videoda numarasını oynamaya çalışırken kaşı gözü ayrı oynayıp duran şu insan müsveddesi ve onun gibi diğerleri, meydanı bu kadar boş bulurlarsa, milleti toptan ahmak yerine koymaya devam ederlerse ve adli yetkililer bu hali izleyip sessiz kalmaya devam ederlerse, hep beraber göreceğiz neler yaşanacağını.

    Metafizikçileriniz varsa sorun, anlatsınlar.

    Şu yayınlar yapıldı diye Ermenistan’dan ve İran’dan üzerimize büyüler yağdırıyorlar. Şu sözde İslami cemaatin, özde organize suç, terör ve ihanet örgütünün arkasındaki asli unsur ermeniler… Sözde islam devleti olan İran da müslüman rolü oynayan ermenilerin/hristiyanların idaredeki ve kara para işlerindeki payları çok büyük. Bu şekilde bu Kuytul örgütü, dünyadaki herkesle bağlantı kurup çalışabilmiş oluyor.

    Şu Rümeysa hocahanım dedikleri pislik kadın da ayrıca büyücü… Bu güne kadar bize de çok büyüler yaptı.

    Aslında Selefi/Vehhabi takılırken ve bir yandan da ehl-i sünnet olduğunu iddia edip dururken, öbür yandan büyük bir İran ve Şia sevdası olan Alparslan Kuytul’un bu hallerinin sebebini de şimdi daha iyi anlamışsınızdır.

    Tayyipler, Soysuzlar bunlara operasyon yaparlarken, aslında Kuytul organize suç, terör ve ihanet örgütünün de kendilerine bağlı olarak çalışmasını sağlamak için yaptılar.

    O Koray Sarısaçlı da tam bir insan şeytanı. İleri derecede cinsi sapık, terörist, hırsız, arsız, utanmaz, yolsuz ve ruh hastası kişiler dolu bu örgütün tepe kısmında…

    Bunlar organları için insan kaçırma işlerinde bile faaliyet gösteriyorlar. Kuytul örgütünü Türkiye içinde sol marjinal çevreler denilen terör ve ihanet odakları, HDPKK, Doğu Perinçek ve çetesi dahi destekliyor. Bunlarla bağlantıları çok…

    Kuytul’un sözde talebelerinden çok sayıda kişi PKK’nin dağ kadrosuna gönüllü olarak çıktı. Dağa çıkmayan çok sayıda kişi de şehirde onlara destek olacak kara para işlerine, ayrıca kaçırma, kundaklama, tehdit, haraç gibi suçlara devam ediyorlar.

    Şu anda oluşan gergin ortamda, devlet kurumlarına sızmış gizli ermeni ve gizli yahudi kara paracıların kendilerini artık kollayamayacağını anlayan ve kendilerine hocahanım ya da Furkan gönüllüsü denilen şu önde gelen kadınlar, PKK’nin dağ kadrosuna kaçmayı ilk ihtimal olarak görürler. Fırsatı buldukları gibi dağlara kaçarlar.

    Mehmet Fahri Sertkaya

  • Allah lanet eder

    Alihan Kuriş, yine kendine yakışanı yapmış. Çarpılarak ölen Adana idarecisi hakkında güzellemeler yapmış.

    Aslında böyle yaparak kendisinin Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz ve tamamen bitik biri olduğunu ilan etmiş. Cemaatimizin gerçek mensupları arasındaki herkes, Adana idarecisinin aslında nasıl biri olduğunu kısa süre soruşturarak, araştırarak öğrenebilir.

    Metafizikle çarpılarak ölen Adana idarecisi, yüzü nurlu, ahlaklı, samimi, gayretli gerçek kardeşlerimizi görünce elektriğe tutulmuş gibi olurdu. Onların ayaklarını kaydırmak için çırpınıp dururdu. Yine Ermeni ve Yahudi karışık soydan gelen, buna rağmen açık kimliğiyle, gerçek diniyle medeni şekilde yaşamak yerine, aramıza sızıp bize her kötülüğü yapanlardan biriydi. Cemaatimizin içine sızmış kripto cemaatinin adamlarından biriydi…

    Masonlarla arası çok iyiydi. Eli uzandığı kadar kara para işleri yapardı. Böylelerinin çoğunda olduğu gibi, o da cinsi sapıktı. Kız ve erkek talebeleri de hedefine koyardı. Çok hayatlar kararttı. Çok çaldı, çok yedi, çok yedirdi. Sonra da müstahak olduğu tokadı yiyip geberip gitti. Büyü yapamaz ama yaptırırdı. Bu yolla da gerçek kardeşlerimizi saf dışı etmeyi ya da öldürtmeyi denerdi.

    Ehl-i iman, yer ve gök, yuvasındaki karınca, havadaki kuş, denizdeki balıklar bile böyle bir pisliğin ölmesine sevinirken, Alihan gibilerin arkasından rahmet okumasına ve okutmasına, Allah lanet eder. Piran lanet eder. Bu yazdıklarımı okuyup durup da hala soruşturmayan, araştırmayan, gerçeği kovalamayan, tepki göstermeyen, bu kadarına bile tepkisiz kalan herkese de Allah lanet eder.

    Mehmet Fahri Sertkaya

  • Katliam devam ediyor, yetkililer neyi bekliyor

    Sadece Manisa’da, sadece son yirmi günde, bacakları kesilmiş dört ölü kedi bulundu. Türkiye’nin dört bir yanındaki gizli ermeni, gizli yahudi, satanist ve mason büyücüler, son zamanlarda artan metafizik çatışmalar kapsamında her gün yeni büyüler yapmaya ve bu büyülerin bazılarında sokak hayvanlarını katletmeye devam ediyorlar.

    Kedilerin bacakları, kuyrukları, dişleri ve diğer bazı uzuvları büyücüler tarafından büyüler yapmakta sık sık kullanılıyor. Sadece kediler değil, köpekler ve başka hayvanlar da kullanılıyor.

    Defalarca kere bu hususta adli makamları ve kolluk kuvvetlerini ikaz eden yayınlar yapmış olmama rağmen, hukukun gereği yapılmıyor. Türkiye’nin eğitimli, vasıflı istihbaratçıları, polisleri, jandarmaları ve bunların başlarındaki savcılar, insanlıktan çıkmış bu büyücüleri kısa sürede tespit edip toplayabilirler. Hak ettikleri cezaları almalarını sağlayabilirler.

    Bu yapılmadığı sürece, hayvanlar ve hatta insanlar, uzuvları büyülerde kullanılmak için katledilmeye devam edilecek. Yapılan büyülerle de ayrıca insanlar zarar görmeye devam edecek. Son derece sağlıklı ve iyi niyetli kişiler bile cinnet geçirmeye, kendine ve etrafına ansızın zarar vermeye devam edecek. Yeni yeni Can Göktuğ Boz vakaları görülmeye devam edecek.

    Sorunun temeli gözler önünde ve bir an önce büyücülere ve büyü yapılmasına karşı caydırıcı kanunlar, düzenlemeler, denetlemeler yapılmalı.

    Mehmet Fahri Sertkaya

  • Çarpılıyor

    Kaçırılmış masum insanları satanist ayinlerinde şeytani bir haz alarak parça parça eden sadist, sübyancı, tecavüzcü, kara paracı Hakan Ural da metafizik sinyallere giriyor.

    Kurtarmak için çırpınıyorlar ama hayata dönmesi düşük bir ihtimal. Hakan, kendisinden önce çarpılıp da ölen ve korona denilerek gömülüp geçilen çok sayıda ayinci, büyücü ve satanist arkadaşını da biliyor.

    Var mı haberi olan?

    Sahi, satanist ayinlerinde İblis’e insan kurban eden, acemilik seviyesinde büyücü ve medyum olan, gizli yahudi, Türk düşmanı, İslam düşmanı, namus düşmanı, insanlık düşmanı Aleyna Tilki nerelerde? Nelerle meşgul? Sağlığı nasıl?

    Yavaş yavaş piyasadan siliniyor mu ne? Var mı haberi olan?

    Duydum ki sürekli çarpılmaktan o kadar kötü oluyormuş ki acılarından artık ağlıyormuş. Kullandığı ilaçlar fayda vermiyormuş. Mensubu bulunduğu satanist teşkilatı hatta sözde babası İblis bile onu koruyamıyormuş.

    Sorun değil… Ya korona der gömer geçerler ya da biyonik robotunu yapıp yerine geçerler. Sonra o biyoniğin içinde de onlarcası çarpılır ölür, bu film böylece biraz daha uzar ama yine de kısa sürer, final yapar.

    Mehmet Fahri Sertkaya

  • Ölmek serbest

    Boşu boşuna toplantılar yapıyorsunuz. Kuru gürültüden başka bir şey yok. Haliniz meydanda, bütün dünyayı yıkıp geçmedikçe ki böyle bir gücünüz yok, bizi durduramazsınız.

    Ölmek serbest

    Yıllardır beni öldürmek için mücadele ederken ölüp giden dünya insanlarının sayısı, an itibariyle bir milyonu geçti. Çok az istisnalar hariç bunların tamamına yakını metafizikçilerdi. Büyücüler, medyumlar, ayinciler, satanistler gibi… Bunlardan metafizikçi olmayanları ise devlet reisleri, ruhani liderler, gizli servis mensupları, bazı üst rütbeli komutanlar, mafya babacıkları ve tetikçileri gibi kişilerdi.

    Metafizikçi olsun olmasın, beni öldürmek yolunda gayret ederken ölenler arasında en çok can kaybı Çin’de yaşandı. İkinci sırada ise büyücülüğün çok çok yaygın olduğu Hindistan’ta yaşandı. Kara mantar dedikleri çarpılmalar yaşanınca Hindistan anca kendini frenledi. Yoksa zirveye oynardı. Hindistan’dan sonra ise Rusya Federasyonu var. Metafizikte çok iyi olmalarıyla bilinen Ruslar, fena çuvalladılar. Dördüncü sırada ise Avrupa var. Büyücülüğün çok yaygın olduğu Afrika bile can kaybı sıralamasında beşinci sırada…

    Bunların haricinde, beni öldürme yolunda gayret etmeseler de şeytani şekilde işler yaptıkları için ekibimle beraber öldürdüğüm kişiler de var. Bunların arasında metafizikçiler yine var ama oran çok başka… Burada metafizikçiler azınlıkta… Bu grupta çoğunlukla şeytanlaşmış ve aldığı nefes zarar kişiler var. Sübyancılar, tecavüzcüler, işkenceciler, katliamcılar, satanistler, ayinlerde insan katledenler, insan kaçakçılığı yapanlar, organ işi yapanlar, Ankebut Ağının tabanını oluşturan insan şeytanları, devletlerin gücünü insanlığın aleyhine kullanmakta yardım ve yataklık eden resmi kimlikliler, şeytanlaşmış masonlar, uzaylı türlerin insanlık düşmanlığı projelerine ve başta da organ ve aşı tuzaklarına bile isteye hizmet edenler, bazı devlet liderleri, bazı ruhani liderler, gizli servis mensupları, mafya babacıkları, muhtelif kara para işlerinde ayarı çok kaçırmış ve şeytanlaşmış şekilde faaliyet gösteren kişiler, basın ve medya gücünü şeytanca kullanan kişiler, insanlığı fesada vermek için elinden gelen her şeyi zevkle yapacak kadar insanlıktan çıkmış kişiler ve benzerleri…

    Ankebut Operasyonu başladığından bu yana bu grupta ölenlerin sayısı ise çok yaklaşık olarak dört milyon kişi… Bu iki gruptaki ölen dünya insanlarının ezici çoğunluğuna korona dediler, gömüp geçtiler. Birazını da yakıp küllerini savurdular.

    Bunların haricinde, uzaylı türlerde toplam can kaybı (biyonikler ve gerçek uzaylı insanlar dahil olmak üzere) trilyona yakın bir sayı… Hatta bir trilyonu geçmiş bile olabilir. Bunların ne kadarının biyonik robot ve ne kadarının gerçek uzaylı insan olduğunu kesin şekilde bilebilmemiz mümkün değil ama çok yaklaşık olarak üçte birinin biyonik olduğunu düşünüyoruz. Bu gruptaki ölüler arasında, sayıca az olsalar da başka gökadalardan gelenler dahi var.

    Her kesin kendi iradesiydi, tercihiydi. O kadar ikazıma rağmen ısrarla ölmek istediler ve öldüler. Benim şu yazıyı yazmakta olduğum anlarda bile dünyalı, uzaylı çok sayıda kişi öldü. Ölümler hep devam ediyor. Dev bir metafizikçi ordusuyla, metafizik tekniklerle ölmek isteyenlere ücretsiz hizmet vermeye devam ediyoruz.

    Kurumsal paketlerimiz de var. Dünya devletlerinden herhangi birinin ordusunu ya da gizli servisini ya da herhangi bir hükumeti/kabineyi metafizikle yok etmek de paketlerimiz arasında var. Sadece bir tercih yapmaya bakar.

    Daha bu paylaşımda yazmadığım cinler cephesi de var. Dünya genelinde ve dünyadaki gizli yer altı üslerinde bozulmuş türlü türlü ve sayılamayacak kadar çok araçlar ve cihazlar da var.

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya

    ..