Blog

  • Kazakistan, Azerbaycan, Güney Azerbaycan

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Ninja reptilianlar

    Anlattığım bu hakikatin filmi çekilse, ninja kaplumbağa filmleri yanında çok sönük kalır.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Detecting bionic robots isn’t hard

    I also wrote that there are some technological/scientific methods to understand whether a person is a bionic robot. I will give a little more information on this issue for now. It is not possible for everyone to find this technological opportunity, but states/governments, secret services, large holdings, large congregations, armies, large universities, large broadcasting organizations can do this without difficulty.

    Tissue samples should be taken from the person suspected of being a bionic robot. In the worst case, the hair should be removed and examined in an informal laboratory where bionic robots have not infiltrated. When this is done with sufficient technical means, it can be easily seen that the hair texture, especially the hair follicle, is created artificially, in a short time and in a different structure. This can be compared to the fact that the human eye cannot distinguish counterfeit money made with features very close to the real thing, but devices can distinguish it easily and in a short time. For example, they can examine the hair of the new Forensic Medicine Institute President, Hızır Aslıyüksek, by taking over his friends in the same institution and see that he is a bionic robot.

    There is more. Bionic robots can also be understood by injecting a liquid into the suspect person in such a way as to appear to be vaccinating, and then measuring the body’s response. If it is a real human, its reaction to that kind of liquid will be different, if it is a bionic robot, it will be very different. Artificially assembled systems begin to malfunction, conflict and become unable to hide it.

    It is also possible to develop a hand-held device without the need for tissue samples and laboratory examinations, and to determine whether a person is a bionic robot or not, with the device in question without being aware of it. Maybe in the coming days I will explain the basic working principle of this device. Maybe they will annoy me, I will also tell you how to detect alien bases underground in our world, how to detect the entrance and exit parts of the bases and how to destroy the said bases and cause mass deaths there before they are completely destroyed.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

    ..

  • Biyonik robotları tespit etmek zor değil

    Bir kişinin biyonik robot olup olmadığını anlamak için bazı teknolojik/bilimsel usuller bulunduğunu da yazmıştım. Bu hususta da şimdilik biraz daha bilgi vereceğim. Herkesin bu teknolojik imkanı bulması mümkün değil ama devletler/hükumetler, gizli servisler, büyük holdingler, büyük cemaatler, ordular, büyük üniversiteler, büyük yayın kuruluşları bunu zorlanmadan yaptırabilirler.

    Biyonik robot olduğu şüphesi bulunan kişiden doku örnekleri alınmalı. En kötü ihtimalle saç teli alınmalı ve biyonik robotların sızmamış olduğu gayr-i resmi laboratuvarda tetkik edilmeli. Yeterli teknik imkanlarla bu yapıldığında, saç dokusunun, özellikle de saç kökünün suni yollarla, kısa sürede ve farklı yapıda meydana getirildiği kolayca görülebilir. Bu, gerçeğine çok yakın özelliklerde yapılmış olan sahte paraları insan gözünün ayırt edememesine ama cihazların kolayca ve kısa sürede ayırt etmesine benzetilebilir. Mesela yeni Adli Tıp Kurumu Başkanı Hızır Aslıyüksek’in saç telini, aynı kurumdaki arkadaşları ele geçirerek tetkik edebilirler ve biyonik robot olduğunu görebilirler.

    Dahası da var. Aşı yapıyormuş gibi görünecek şekilde şüpheli şahsa bir sıvı enjekte etmek ve sonra vücudun tepkisini ölçmekle de biyonik robotlar anlaşılabilir. Gerçek insan ise o türlü sıvıya tepkisi farklı olur, biyonik robot ise çok farklı olur. Suni yollarla bir araya getirilmiş sistemleri arıza yapmaya, çakışma yaşamaya ve bunu gizleyemez hale gelmeye başlar.

    Hiç doku örneklerine ve laboratuvar tetkiklerine ihtiyaç kalmayacak şekilde ve elde taşınabilir bir cihaz geliştirmek, kişinin biyonik robot olup olmadığını o farkında olmadan söz konusu cihazla belirleyebilmek de mümkün. Belki önümüzdeki günlerde bu cihazın temel çalışma prensibini de anlatırım. Belki de canımı sıkarlar, dünyamızda yer altında bulunan uzaylı üslerinin nasıl tespit edilebileceğini, üslerin giriş çıkış kısımlarının nasıl tespit edilebileceğini ve söz konusu üslerin nasıl imha edilebileceklerini ve tamamen imha edilmeden önce oralarda toplu ölümlere nasıl sebep olunabileceğini de anlatırım.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

    ..

  • Benden söylemesi…

    Dünkü yazımda adalar merkezli büyük saldırılar yapılabileceğini yazdım. Gaz saldırısı, şiddetli patlama, yangınlar ve ayrıca virüs saldırısı yapılabileceğini ifade ettim. “Yüz binlerce insan ölebilir ya da öncesinde tahliye edilebilir” dedim.

    Bu hususları biraz daha açıkça anlatmam gerekiyor ki üzerimde vebal kalmasın. Ben söyleyeyim, isteyen dikkate alsın, isteyen almasın. Sadece adaların altını değil, geniş bir çevreyi aylardır gazlarla dolduruyorlar. Daha önce de yazmıştım, aylardır yerin altındaki gaz ve manyetik alan dengelerini de suni şekilde değiştirmek için mücadele veriyorlar. Bu nedenle de Türkiye’de ve Yunanistan’da yer altından sesler geliyor. Çok yüksek sayıda insan tarafından duyuluyor ve huzursuzluğa sebep oluyor. Bu nedenle de tepemizde çok yoğun UFO uçuşları yapılıyor ve saldırı yaptığımız bazıları yanarak düşüyor. Bu nedenle de kuşlar ya da balıklar görünür bir sebep olmadan ölüyorlar. En son Yunanistan’da Selanik’te bu sesler duyuldu ve yine Yunanistan’da kürek balıklarının ölerek sahile vurdukları görüldü.

    Kürek balıkları, insanlar tarafından pek görülemeyen derin su balıkları… Bunlar, deprem öncesinde hep ölüp karaya vururlar. Binlerce senedir insanlar arasında bu bilgi, bu inanç vardır. Böyle derin su balıkları depremler öncesinde ölürler, çünkü depremler suni olsun ya da tabii olsun, öncesinde dipten deniz suyuna gaz salınması da yaşanır. Bundan üç beş asır öncesinde bile Osmanlı, depremlere mani olabilmek için gaz çıkacak kuyular açtırmıştır ve bu bilgiye çok sayıda muteber kaynakta rastlanır. Biz insanların fark edemediği ama hayvanların duyduğu, anladığı, etkilendiği deprem öncesi dengeler var. Sesler var, manyetik alan değişmeleri var, gaz dengelerinde değişiklikler var. Artık bunların bir kısmını elektronik cihazlarla da öncede ölçüp görebiliyoruz. Her devlet sistemine, her topluluğa sızarak, kurulu her düzeni bozmayı vazife edinmiş o malum güruh, o Ankebut Ağı nedeniyle, bu hareketlilikler yeterince ölçülmüyor, ölçülmüş kısımlardan elde edilen verilerle gerekli tedbirler de alınmıyor.

    Yıllardır ikazlar yapıyorum, tedbirler alınmasını istiyorum, zorlaya zorlaya bazı tedbirler alınmasını ve hazırlıklar yapılmasını da sağladım ama bunlar da yapılması gerekenlerin yanında hiç kalıyorlar. Herkes bildi anladı ki sanki tabii afetlermiş gibi gösterilerek suni afetlerin peş peşe yaşanması planlanıyor. Bu planın mühim bir yerinde adalar da var. Adalarda çok çok büyük, film sahnelerini aratmayacak büyüklükte patlama planı vardı. Bunun için çok hazırlıklar yapılmıştı. Bu saatten sonra bu planı iptal etseler bile patlamaya mani olabilirler mi ya da şiddetli bir depremle adaların çökmesine ve su altında kalmasına mani olunabilir mi, bunlar da ayrı tartışma konuları… Dün yazdığım gibi, sadece adalar değil, İstanbul’un Anadolu yakası tamamıyla risk altında…

    Lakin çok daha fazlası da var. İşte o kısmı da yazayım, benden çıksın. Planlarda, çok daha acımasızca kısımlar var. Söz konusu büyük patlama yaşanınca, muhtemel ki aynı anlarda bir de deprem yaşanınca, basında, medyada, sosyal medyada ve devlet kurumları içinde faaliyette olan gizli yahudiler, gizli ermeniler, masonlar, satanistler ve biyonik robotlar üzerinden bir algı yönetmesi yapacaklar. “Bu kadar büyük patlamanın ve yangınların ardından bölgeye zehirli, asitli yağmurlar yağması, yüksek sayıda insanın bu sebeple de ölmesi kaçınılmazdı” diyecekler. İşte o kısımda, o yağmur ya da kar yağışlarının arasına asitler ya da virüsler ekleyebilecek teknik imkanlara da sahipler. Bu imkanlara binlerce senedir sahipler ve dünya tarihinde bunu pek çok farklı çağda, farklı milletlere karşı yaptılar. Hep tabii afetlermiş gibi gösterdiler.

    Yağışlarla birlikte gökten yere inecek asitler ve virüsler, insanların bedenlerine temas ettikten birkaç saat sonra ciltlerinde büyük tahribata sebep olacaklar. Yanmış, kararmış ya da morarmış, su toplamış, çürüme başlamış ciltler görünecek. Tahribat sadece cilt ile sınırlı kalmayacak, virüs kısa sürede iç organlara da yayılacak. Bünyesi en kuvvetli, en dayanıklı insan bile birkaç günde ve çok çok feci acılar çeke çeke ölecek. Sadece insanlar değil, hayvanlar ve bitkiler de büyük darbeler alacaklar. Biyonik robot Bill Gates’in büyük baş hayvanlara ne kadar düşman olduğu ve onların dünya genelinde yol edilmeleri için ne kadar şeytanlıklar denediği, gözler önünde… Hedefleri binlerce senedir hep aynı ama hedefe ulaşırken kullanacakları ihtimaller/teknikler/sistemler farklılık gösterebiliyor. Böyle bir saldırı sadece Türkiye için de planlanmadı. Başka milletler de hedefteler. Bu planlar, öyle büyük planlar ki bu çerçevede dünyanın farklı farklı yerlerindeki sönmüş yanardağlar faal hale getiriliyorlar. Bunlar da tamamen suni müdahalelerle yapılıyor.

    Böyle bir gaz saldırısı, ayrıca patlama, eş zamanlı deprem, uzun süreli yanma ve sonrasında asitli/virüslü yağışlar yaşandıkça, bu kadar geniş çaplı saldırılar peş peşe yapıldıkça… Türkiye’de devletin, başka şehirlerdeki kuvvetleri/imkanları üzerinden ya da başka devletlerden destek alarak o felaket bölgesine yardımcı olabilme ihtimali de sıfıra yakın. Çok büyük ihtimalle, çok özel kıyafetli ve teçhizatlı ekipler, her şey yaşanıp geçtikten sonra, ölmüş insanların ve hayvanların, kararmış ve morarmış ve kısa sürede çürümeye başlamış cesetleri üzerine, kireç başta olmak üzere muhtelif kimyevi maddeler dökeceklerdir, sıkacaklardır. Hatta belki de havadan uçaklarla bu işi yapacaklardır.

    Uzun tekrarlara gerek yok ama kısaca hatırlatmak lazım, bu kadar insanlık dışı ve vahşice planların içinde o Suçişleri Bakanı Solomon Soysuz da var. Başka hükumet üyeleri de var. MİT de var. Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar da var, Genelkurmay başkanı da var. Kuvvet komutanları da var. Ele geçirilmiş başka devlet kurumlarımız da var.

    Az daha unutuyordum. Türkiye genelinde çekirge, arı ve türlü haşeratla yapacakları saldırılar da var. Ziraatı iyice bitirecekler, toprağı iyice kuraklaştıracaklar. Belki denizin dibinden yeniden gazlar salarak kısa sürede yoğun müsilajı da yeniden yaparlar. Zaten hava şartlarını, sıcaklıklarını ve yağışları oynamaya devam edecekler. Bunları da tekrar edecek değilim.

    Vaziyet böyle… Şimdi isteyen istediğini yapsın. Bu tehlikelerden samimiyetle kurtulmak isteyenler varsa, hiç zaman kaybetmeden her türlü kötü işleri ve kötü ahlakı terk etsin. İtikatında yanlışlar varsa düzeltsin. Ehl-i sünnet itikadından zerre kadar sapmasın. Kötü arkadaşları ve çevreyi terk etsin. Helal kazansın, helal yesin, insanlara ve hayvanlara iyilik yapsın, bol bol sadakalar versin, Manevi dünyasını düzeltsin, ibadetlerine dikkat etsin. İyiliği nasihat etsin, kötülükle mücadele etsin. Dilsiz şeytanlardan olmayı terk etsin. “Bana dokunmaya yılan bin yıl yaşasın” ayarını terk etsin. Zalim idarecilere sessiz ve tepkisiz kalmaktan vazgeçsin. Bol bol istiğfar çeksin ve ayrıca fiziki tedbirleri almayı da asla ihmal etmesin. Gaz maskesi, yangın söndürme tüpü bulundursun. Öyle dehşetli anlarda nasıl davranması gerektiğine dair de videolar izlesin, yazılar okusun.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

    ..

  • I am telling you

    In my yesterday’s article, I wrote that enourmous attacks may be carried out based on the islands. I stated that gas attack, violent explosion, fires and also virus attack can be carried out. “Hundreds of thousands of people could die or be evacuated ahead of time,” I said.

    I need to explain these matters a little more clearly so that I don’t have a burden on me. Let me tell you, whoever wants it should take it into account, whoever wants it should not. They have been filling not only the bottom of the islands, but also a wide area with gas for months. I have written before, they have been struggling to artificially change the gas and magnetic field balances under the ground for months. For this reason, underground voices are heard in Turkey and Greece. It is heard by a very large number of people and causes unrest. For this reason, there are very intense UFO flights above us, and some of whom we attack are burning down. This is why birds or fish die for no apparent reason. The last time these sounds were heard in Thessaloniki, Greece, and again in Greece, oars were seen dying and hitting the beach.

    Oarfish are deep-water fish that are rarely seen by humans… They always die and wash up before an earthquake. There has been this knowledge, this belief among people for thousands of years. Such deep-water fish die before earthquakes, because whether the earthquakes are artificial or natural, there is also a gaseous release from the bottom to the seawater. Even three or five centuries ago, the Ottoman Empire had wells drilled to prevent earthquakes, and this information can be found in many reputable sources. There are pre-earthquake balances that we humans do not realize, but animals hear, understand and are affected by. There are sounds, there are magnetic field changes, there are changes in gas balances. Now we can measure and see some of them with electronic devices. Due to that certain mob that has taken it upon themselves to infiltrate every state system, every community and disrupt every established order, due to that the Cobweb Cult, these movements are not adequately measured, and the necessary measures are not taken with the data obtained from the measured parts.

    I have been giving warnings for years, I want measures to be taken, I have made some measures and preparations forcibly, but these are nothing compared to what needs to be done. Everyone knew and understood that artificial disasters are planned to be experienced one after the other, as if they were natural disasters. There are also islands in an important part of this plan. There was an explosion plan on the islands that was very, very big, as big as a movie scene. A lot of preparations were made for this. Even if they cancel this plan after this time, can they prevent the explosion or prevent the islands from collapsing and being submerged by a severe earthquake, these are separate topics of discussion… As I wrote yesterday, not only the islands, but also the Anatolian side of Istanbul is completely under risk….

    But there is much more. Here I will write that part, get it out of me. In the plans, there are parts that are much more brutal. When the big explosion takes place, and possibly an earthquake occurs at the same time, they will make a perception management through the secret Jews, secret Armenians, Freemasons, satanists and bionic robots operating in the press, media, social media and government institutions. They will say, “After such a big explosion and fires, it was inevitable that poisonous, acidic rains would fall on the region, and a high number of people would die because of this.” In that part, they also have the technical means to add acids or viruses between those rain or snowfalls. They have had these opportunities for thousands of years, and they have done so against different nations in many different eras in world history. They always made it look like natural disasters.

    Acids and viruses that will fall from the sky to the ground with the rains will cause great damage to people’s skin a few hours after touching their bodies. Burnt, blackened or bruised, blistered, rotten skin will appear. The damage will not be limited to the skin, but the virus will soon spread to the internal organs. Even the strongest, most enduring person will die in a few days and in a very, very painful way. Not only humans, but also animals and plants will be hit hard. You can see how hostile the bionic robot Bill Gates is to cattle and how evil he tries to lead them around the world. Their goals have been the same for thousands of years, but the possibilities/techniques/systems they will use to reach the goal may differ. Such an attack was not planned only for Turkey. Other nations are also targeted. These plans are such big plans that extinct volcanoes in different parts of the world are activated within this framework. These are all done with artificial interventions.

    As long as such a gas attack, as well as explosions, simultaneous earthquakes, long-term burning and subsequent acidic/virus rains are experienced, as long as such large-scale attacks are carried out one after the other… In Turkey, there is support from the forces/possibilities of the state in other cities or from other states. It is very likely that teams with very special clothes and equipment will pour/spray various chemicals, especially lime, on the blackened and bruised corpses of dead people and animals, after everything passes. Maybe they will even do this with air planes.

    There is no need for long repetitions, but it should be briefly reminded that the Minister of Criminal Affairs(so called External Affairs), Solomon Soysuz, is among such inhuman and brutal plans. There are other government members as well. There is also MIT. There is also the Minister of National Defense Hulusi Akar, there is also the Chief of the General Staff. There are also the commanding officers. We also have other government agencies that have been taken over.

    I almost forgot it. There are also attacks by locusts, bees and various insects throughout Turkey. They will finish the agriculture well, they will make the land very dry. Maybe they will make the dense mucilage again in a short time by releasing gases from the bottom of the sea. They will continue to play the weather conditions, temperatures and precipitation anyway. I will not repeat them.

    The situation is like this… Now, let those who want to do what they want. Those who sincerely want to get rid of these dangers should abandon all kinds of bad deeds and bad morals without wasting any time. If there are any mistakes in your creed, correct them. Do not deviate from the creed of Ahl as-sunna even an iota. Let him abandon bad friends and surroundings. Let him earn halal, eat halal, do good to people and animals, give a lot of alms, correct his spiritual world, pay attention to his worship. Let him advise the good and fight the evil. Let him stop being one of the dumb demons. Let him abandon the “May the snake that does not touch me live a thousand years” setting. Let him stop being silent and unresponsive to cruel rulers. Let him ask for forgiveness and never neglect to take physical measures. Have a gas mask and a fire extinguisher. Let him watch videos and read articles on how to behave in such terrible moments.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

    ..

  • Çok çekmeyin!

    Korku krizlerinizi, öfke krizlerinizi bastırmak ve sakinleşebilmek için tozu, otu, dumanı çekip duruyorsunuz. Hapı yutup duruyorsunuz. O kadar çekmeyin, o kadar yutmayın. Sonra ne halt ettiğinizi, nasıl kararlar verdiğinizi bilemiyorsunuz. Biz de bakıyoruz, aklınız başınızda mı, kafanız mı güzel, emin olamıyoruz.

    Ya tam çekin, damara kadar çekin ve böylelikle kendi fişinizi çekin, hem siz kurtulun hem de insanlık kurtulsun… Ya da çekmeyin şu zıkkımları, karıştırmayın ortalığı… Bu sizin en son şansınız. Burada aklı başında kararlar aldınız, aldınız… Alamadınız, artık yoksunuz. Kafanızın dumanı dağılmadan kendinizi ipte sallanırken bulursunuz.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Uyuyabildiniz mi?

    Korkulu rüyalar, kabuslar gördünüz mü?

    O korkulu rüyalarda ben var mıydım? Kaçırdığınız ve organları için kestiğiniz ya da fuhuş mafyalarına sattığınız insanlar var mıydı?
    Aranızda, kendini hala zeki zan eden, cesur zan eden, karşımda oyun kurduğunu zan eden başka ahmaklar kaldı mı?
    Hala bütün rezilliği metafizik saldırılarla düzeltebileceğini zan eden budalalar kaldı mı?

    Şu Nadira Kadirova’nın katili AKPKK’li Şirin Ünal’ın dosyasını açayım mı? İki dakikada o soruşturmanın yeniden başlatılmasını sağlayayım mı? Konuyu insan kaçakçılığına, fuhuş işlerine, organ işlerine, türlü türlü mekanlara ve sonra adalara hatta Antalya’daki adaya da bağlayayım mı? Şuradan biraz biraz somut delilleri paylaşmaya başlayayım mı? Önce Türk milletini sonra bütün insanlığı ayağa kaldırayım mı?

    Size kaç kere söyledim. Ben hakaret eden biri değilim. Hakikati yazıyorum. Sizler hakikaten ahmaklarsınız, korkaklarsınız, çapsızlarsınız, insan şeytanlarısınız. Bunların hiçbiri hakaret değil.

    Haydi şimdi kurtarsın sizi Çin? Kurtarsın sizi ABD? Kurtarsın sizi Rusya, Putin, Zaharova, Lavrov, Ursula ya da Stoltenberg? Kamala kurtarabilir mi ya da Biden? Mason tarikatı kurtarabilir mi? Bunlar, kendilerini kurtarabilirler mi?

    Benim daha fazla canımı sıkmayın. Karşımda durabilecekmişsiniz gibi hayallere kapılmayın. Ayağıma da dolaşmayın. O Ukrayna’ya gönderdiğiniz Türk askerlerini, subaylarını, araçlarını, gereçlerini derhal ve tamamen geri getiriyorsunuz. O Kazakistan’da kalmış Rus askerlerinin tamamını çıkartıyorsunuz. O biyonik robot Tokayev’i ve Aliyev’i devireceğim, bu meselede de ayağıma dolaşmayın. Biraz daha aklını başına almazsa, onlardan önce o biyonik robot Bohçalıyı indireceğim. Söyledim, bundan böyle Türkiye bir NATO ülkesi değildir, hala NATO ülkesi imiş gibi davrananı da ibret-i alem ederek indiririm. Kazakistan, Azerbaycan ve güney Azerbaycan meselelerinde kuru gürültü çıkartmayın. Adnan Oktar organize suç örgütünü de çökerteceğim. Karar verin, onlarla beraber mi çökeceksiniz yoksa onları bünyeden kesip atacak mısınız. Sedef Kabaş’ı da tahliye edin ve bir daha aynı şekilde hadsizlik sergilemeyin, benimle hiçbir meselede inatlaşmayın.

    Ya da siz bilirsiniz, meydan sizin, sonuna kadar çatışalım. İyi olan kazansın.

    Mehmet Fahri Serkaya | Akademi Dergisi

  • İstanbul’un Anadolu yakası tarumar olabilir

    Yüz binlerce insan kısa sürede ölebilir.

    Ankebut Ağının konseyleri, kendilerine muhalif duruş sergileyen, sorunlar çıkartan Türkiye’deki bir mason grubuna karşı sinsice tuzaklar kuruyor ve onları topluca yok etmek istiyor.

    Bu grubun bütün üyelerinin başta Büyük ada olmak üzere, civardaki bütün adalardan uzak durmaları gerekiyor. Başka yerlerde de topluca bir araya gelmemeleri gerekiyor.

    Adaların altı ayrı pusu, üstü ayrı pusu… Şu sıralar hiç tekin yerler değiller. Muhalif masonları ya da adalarda ikamet edenleri geçtim, Kartal, Pendik, Maltepe ilçeleri başta olmak üzere bütün Anadolu yakasını tehdit eden haller var. Birkaç saat içinde yüz binlerce insanın hayatını kaybedebileceği şiddetli patlama, ani gaz sızıntısı ya da ışıma/radyasyon gibi haller, adalar merkezli olarak yaşanabilir. Bünyeye girdiğinde çok kısa sürede insanları öldüren bir virüs de yayılabilir.

    Adalardaki hem dünyalı hem de uzaylı faaliyetleri takip edildiğinde kesinlikle anlaşılıyor ki oraların mason merkezi ve ayin merkezi yapılmasının, oralarda organ işleri yapılmasının ve organları için yüksek sayıda insan öldürülmesinin ötesinde gerçekler de var. Sesli olarak saatlerce anlatılması gereken hadiseler, dengeler, gelişmeler var. Devletimizin ilgili yetkililerinin derhal adalar ve çevresindeki kara para işlerini ama ondan öncelikle o çevredeki aşırı gaz ve manyetik alan hareketliliğini araştırması gerekiyor. Yer altındaki her türlü hareketliliği ve gerginliği araştırması gerekiyor. Vaziyeti iyi değerlendirip, zaruret olmuşsa bir süre için bölgedeki yüz binlerce insanın tahliye edilmesi emrini vermeleri gerekiyor. Bu sabahı beklemek bile vahim neticelere sebep olabilir.

    Gemilerden ve teknelerden dalgıç kıyafetleri ile atlayan kişilerin, nasıl olup da bir daha yüzeye çıkmadıkları… Hiçbir yerden sahile/karaya de çıkmadıkları, denizin altından nereye yol buldukları… Ayrıca karadan adalara gelen bazı kişilerin nasıl olup da yok oldukları, bir daha geri dönmedikleri ve meydanda görülmedikleri, oralarda ne haltlar çevirdikleri… Geçenlerde Kartal ve Maltepe merkezli yayılan ve insanların sosyal ağ paylaşımlarında “doğalgaz ya da yanık deri kokusu gibi” dedikleri o koku ile bu konuların alakasının olup olmadığı… Ve meselenin daha pek çok yönü acilen soruşturulmalıdır.

    Bölgede bir yerlerde o kadar yüksek sayıda mı organları alınmış ceset depoluyorlar ve gaz sızıntısı yaşanıyor ya da birileri yeraltında gaz depolayarak bir suni felakete mi sebep olmak istiyor. Hatta oralarda biyolojik deneyler de yapılıyor mu… Konunun kara paracı Çin, İsrail, ABD, NATO ve Avrupa ülkeleri ile alakası var mı, yok mu ya da daha neler dönüyorsa, nasıl bağlantıları varsa hepsi de meydana çıkartılmalı.

    Müsilaj denilen deniz kirliliğine, deniz suyuna kısa sürede yoğun olarak karışan bazı gazların sebep olduğunu, bu gazların denizin dibinden kasten deniz suyuna karıştırıldığını yazmamızdan ve soruşturmalar, araştırmalar talep etmemizden sonra, nasıl olup da yoğunluğun ani şekilde azaldığı hususu da bu soruşturmaya dahil edilmelidir. Memleketin, milletin hayrına olacak taleplerde bulunduğumuzda hep duymazdan gelen ve aksini yapan AKPKK’nin, müsilajın arka planına ufaktan bir dokunmamızla neden aşırı panikleyip hemen müsilaj sorununu çözmek için harekete geçtiği ve adeta seferberlik ilan ettiği hususu da soruşturulmalıdır.

    Ayrıca, son aylarda Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde alev almış şekilde gökten yere düşen çok sayıda nesne oldu. Hiçbir araştırma ve bilimsel zemin olmadan, bunların hepsinin gök taşları olduğu iddia edildi. Hem de her seferinde, anında bu türlü bilgiler geçildi ve kamuoyu oluşturuldu. Hiçbirinin düştüğü yer bulunmadı, araştırılmadı, oralarda bilimsel çalışmalar da yapılmadı. Milli güvenliğimizi tehdit eden bir yönü olup olmadığı da açıklığa kavuşturulmadı. Böyle bir davranış tarzının büyük bir skandal ve art niyet olduğunu yazmama ve yetkilileri yönlendirmeme rağmen, üzerine geçen bunca zaman içinde yine de gerekenler yapılmadı. Oysa yana yana gökten Karadeniz bölgesine düşen nesnelerden biri hakkında, bölgedeki bir köyün sakinleri “Yanarak düşen bir UFO gördükleri” ihbarında bulundular. Mecburen olay yerine gönderilen son derece eğitimsiz, yetersiz ve ciddiyetten uzak Jandarma ve AFAD yetkilileri, gerekli seviyede araştırmaları, incelemeleri yapmadılar.

    Önce ülkemizde, sonra komşu Yunanistan’da duyulan, yer altından gelen, uzun süre kesilmeyen ve insan kulağı ile de duyulabilen seslerin neden kaynaklandığı, sorunun ne olduğu da ciddiyetle soruşturulmadı. Bu hususta da mason yetkililer tarafından kasten kamuoyunu aldatan resmi açıklamalar yapıldı.

    19 Haziran 2021’de Kartal’da sözde bir deprem oldu. Hangi fay ya da plaka oynadı, buna na sebep oldu, neden şehrin içinden geçti, neden kuzeye doğru ilerledi, neden çok şiddetli hissedildi, bütün bunların bilimsel/mantıklı bir tek açıklaması bile yapılamadı. “Bu yaşanan bir deprem değildi” diyen bilim adamları susturuldu. Sözde depremin merkez üssü bile önce başka, sonra hemen değiştirilerek başka açıklandı. Sonra da konuyu unutturdular. Birkaç defa hatırlattım ama tekrar gündeme girmemesi için mason, satanist dayanışması tekrar sergilendi.

    Devletimizin gücünün, imkanlarının, kurumlarının bu derece art niyetle kullanılmasının belki de sonuna doğru yaklaştık ve önümüzde belki de büyük facialar var. Var mı, yok mu kesinlik seviyesinde bilemeyiz ama olma/yaşanma ihtimali hakikaten çok yüksek görünüyor. Konuların üzerine şimdiden sonra da olsa ciddiyetle, iyi niyetle, dürüstlükle, uzmanlarla ve adli yetkililerle gidilmeli. Devletimizin kurumlarının içine, üniversitelerimize, ayrıca basın ve medyaya sızmış masonlar, satanistler, gizli ermeniler, gizli yahudiler bu soruşturmadan uzak tutulmalılar.

    Akademi Dergisinde, Mehmet Fahri Sertkaya imzası ile yazdığım daha önceki onlarca yazım hatırlanmalı, konular birbirlerine bağlanmalı ve acil müdahale gereken bir milli güvenlik krizi yaşanmakta olduğu anlaşılmalı, gereği de devlet gücüyle yapılmalıdır. Bu şartlarda, gayr-i resmi faaliyet sahasında devletimize, milletimize bizim yapabileceğimiz hizmet şimdilik buraya kadardır. Bundan sonrası resmi yetkililerin vazifesidir.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Hala mı anlayamadınız?

    Paralarınızı, sermayenizi, danışıklı dövüşen büyük ülkelerden, daha küçük ama güvenli ülkelere zaman kaybetmeden çekin. Bu güne kadar oyun büyüktü, dünya insanlığını aldatıyorlardı ama kim olduklarını, sistemlerini, taktiklerini, bağlantılarını, hedeflerini iyice ifşa edeceğim ve iyice bozacağım. Bu da dünyada uzaylı tarafların kurduğu siyasi, askeri, mali dengeyi kökten yıkacak ve yeni bir dünya düzeni kurulacak.

    Sizler de savrulup gidenlerden, yok olup piyasadan silinenlerden olmayın. ABD’den, AB’den, NATO’dan, mason tarikatından, Çin’den, Japonya’dan ve Rusya’dan uzak durun. Ankebut Ağının kara para işlerinde taşeron olarak kullandığı BAE, Katar, Singapur ve benzeri kara para devletçiklerinden de uzak durun

    Akademi Dergisi | Mehmet Fahri Sertkaya