Etiket: Güney Kore

  • Şimdi duhan vakti

    Görüşmeler çok vakit alıyor. İlgilenmem gereken çok işler var. Daha fazla vakit ayırmam pek mümkün değil. Zaten herkes neyin ne olduğunu anladı, öğrendi ve şartları biliyor. Varlıkta kalmak isteyenler İstanbul’a uyacaklar. Bunu resmi açıklamaları ile de gösterecekler. Bu güne kadar durmaksızın bizimle çatışmış olanlar, tazminatlarını da ödeyecekler. Somut irtibat da kuracaklar.

    Bu şartlar kendisine uymayanlar, ara bir çözüm bulmayı denemekten ve görüşmeye çalışmaktan vazgeçsinler. Ne boşa vakit kaybetsinler ne de bana boşa vakit kaybettirsinler. Büyük bir samimiyetle yazıyorum ki şunca iyiliğe rağmen hala fırsatı değerlendirmeyen hiç bir ülke ve taraf umurumda değil. Gelmesinler zaten öyleleri bana doğru…

    Bu dünyanın altı da üstü de yanıp yok olacaksa bile bu şartlar değişmeyecek. Herkes bu şartlara uyarak İstanbul’dan yana duracak ve kurtulacak ya da inadına devam ederek çökecek, batacak, yok olacak.

    Fazla yayın yapmaya da gerek kalmadı. Herkes her şeyi anladı, bildi. Beni dinleyenler kargo uçakları ile bile sermayelerini kaçırıp kurtardılar. Dinlemeyecek olanlar da zaten bundan sonra da dinlemezler. Şimdi ben metafizikçi ekibime daha çok vakit ayıracağım, destek vereceğim.

    Şu Almanya’yı en başa alacağız. Rusya, ABD, Çin, İngiltere, Kanada, Hindistan, Yunanistan, İsveç, Finlandiya, Ukrayna, Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Tayvan, Güney Kore, İsrail, İran, Suriye derken… Onlarca ülkeyi, altıyla ve üstüyle birlikte ve eş zamanlı olarak çökerteceğiz. Zaten çökükler de son taaruzları da yapacağız.

    Pakistan halini gizleyemiyor ama Hindistan hala gizleyebiliyor. Aslında sinyaller karşısında Hindistan’ın hali Pakistan’dan çok beter…

    Hindistan’da yerin altı ise üstünden bin beter. Yerin üstündekiler “Çok çok fazla sayıda vatandaşımız ölüyor. Dehşetli şekilde ölüyorlar. Bütün sistemlerimiz, cihazlarımız bozuluyor. Arızalarla baş edemiyoruz. İmalat yapamıyoruz, işlerimiz de bozuluyor” diye çıldırıyorlar.

    Orada yer altındaki uzaylılardan İmam-ı Rabbani hazretlerinin bile intikamını alacağım…

    Ekber Şah karakteri vesilesiyle sebep oldukları maddi ve manevi zararların intikamını alacağım.

    Mektubat-ı Rabbani’yi tahrif etmelerinin de intikamını alacağım…

    Şehit ettikleri sayısız müslümanın ve İslam aliminin intikamını alacağım.

    Sahipkıran Emir Timur’a yaptıklarının, biyonik robotla yerine geçmelerinin ve o biyonik robota katliamlar yaptırarak o büyük zatın şanını lekelemelerinin intikamını alacağım…

    Saymakla bitmez zulümlerinin, cinayetlerinin, kasıtlarının intikamını alacağım.

    Yerin altında ve üstünde toplamda milyarlarca kişi ölecek. Herkes görecek, İblis’e seve seve uyarak insanlığa her sahada kastetmenin karşılığını, cezasını…

    Ak denizde ve Ege denizinde pek çok farklı noktada birikmiş olan yer altı gazlarını patlatmaya ve bu vesile ile depremlere sebep olmaya devam edeceğiz. Yerin altındakileri korkudan bile öldüreceğiz.

    Bu güne kadar, siviller/masumlar zarar görmesinler diye geri duruyorduk ama bundan sonra pek çok düşman ülkede yanardağları patlatacağız. Faal olmayan yanardağları bile faaliyete geçireceğiz. Bu şekilde yerin altına ve üstüne aynı anda çok büyük sorunlar yaşatacağız.

    Kıbrıs başta olmak üzere, dünyanın her yerindeki kumar, fuhuş ve eğlence merkezleri şu andan sonra en yoğun şekilde sinyale girecekler. İnsan denemez o tiplerin dehşetli şekilde ölüşlerini, peş peşe intiharları, kavgaları ve cinayetleri ve sinir krizlerini görenler, oralarda bir gün bile duramayacaklar.

    Dünyanın önde gelen kara para merkezlerinden biri olan Azerbaycan da çöktü. Devlet dairelerinden hastahanelere, eğlence ve kumar merkezlerine kadar her yerde çok büyük sorunlar var ve gizleniyor. Dehşetli ölümler de gizleniyor.

    Bu görüşmeler, manevi yandan bakınca, son ikazlardı. Bundan sonra takdir ne ise o olacak. Dünyada yeni virüsler falan yayılmayacağını, toplu ölümlerin virüslerden kaynaklanmayacağını buraya açıkça yazıyorum. Şimdi duhan vakti…

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

    ..

  • Çok uzadı bu işler

    Şu Asya’nın meselelerini artık halletmemiz, dengelerini bir şekilde artık yerine oturtmamız lazım. Çok uzadı bu işler…

    Çin Komünist Partisi (ÇKP), kendi içinde daha sert kavgalar etmesi gerekiyorsa etmeli, artık net bir duruş sergilemeli…

    Sırf Türkiye’nin ve Türk dünyasının da menfaatine oluyor diye, Çin’in düşmanlarının Çin’e son darbeleri vurmalarına mani oluyorum.

    Bu güne kadar Çin’i hızlıca çökerttim ve düşmanlarının önüne attım, bir süredir ise son darbeleri almasın ve tamamen çöküp dağılmasın diye dengeler kurdum.

    Lakin Çin yine de klasik Türk/İslam düşmanı bakış açısından ve klasik haşin Çinli tavırlarından kurtulamadı.

    Çin’i daha fazla varlıkta tutmak bana ve sistemime artık gereksiz bir yük olmaya başladı. Çin, sonunda parçalansa hatta tamamen yok olsa bile yine de yanlış siyasetini bırakamayacaksa, onu taşımanın bize bir faydası yok.

    Devlet memurlarına maaşlarını veremeyecek… Kamu masraflarını karşılayamayacak… İmalatçasını ayağa kaldıramayacak… Sadece emlak sahasındaki batağını onlarca senede çözemeyecek haldeki Çin… Sonunun nasıl olacağını belirleyeceği son kararı vermeli.

    Ya İstanbulla restleşmeye devam ederek kısa sürede yok olacak ya da bu savaşı İstanbul’un kazandığını kabul ederek istanbul’u dinleyecek.

    Çin’in, istikametini seçtiği, geleceğini belirlediği son kararı… Japonya’nın, Tayvan’ın, Kore’nin güneyinin ve Hindistan’ın akıbetini de belirleyecek.

    Aynı zamanda, Doğu Türkistan’ın hürriyetine ne zaman ve nasıl kavuşacağını da belirleyecek.

    Çin hatalı kararlarında ısrar etse de etmeyip İstanbul’a ayak uydursa da Doğu Türkistan hür bir ülke olacak. Lakin Japonya’nın, Tayvan’ın, Kore’nin güneyi ile Hindistan’ın akıbetleri için farklı senaryolar, ihtimaller yine olacak.

    Sadece birkaç gün daha bekleyeceğim. Sonra Çin kendi kararını alacak, ben de kararına göre sahayı yönlendireceğim. Tepkisiz, sessiz kalmasını, şu andaki yanlış duruşunu devam ettirmek olarak yorumlayacağım.

    Ve ben artık kimsenin açıklamaları ile vakit kaybetmiyorum. Bütün taraflardan artık somut/net hamleler bekliyorum. Herkes bundan böyle icraatıyla, hamlesiyle, işiyle, müdahalesiyle sözünü söyleyecek, tarafını belli edecek.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

    ..

  • Güzeelll…

    Şu füzeleri görünce ne kadar çok seviniyorum, kelimelere döküp anlatamam.

    Böyle giderse Kuzey Kore insanlığa çok büyük hizmetler yapacak gibi görünüyor. Japonya ve Güney Kore gibi sömürgeci ve kan emici iki devletten de dünyanın/insanlığın acilen kurtulması gerekiyor. Kim bilir, belki de Çin ya Rusya değil de Kuzey Kore gelecektir haklarından…

    Bir bakarız ki İstanbul’un caddelerinde “Kim Yong Un çok yaşaaaa” diye tezahüratlar atılıyor.

    Bir bakariz ki dünya insanlığı yalan rüzgarında savrulmaktan bir anda kurtuluyor da Güney Kore ile Japonya’nın nasıl da satanistleşmiş, sadistleşmiş, vahşileşmiş ve insanlığın başına bela olmuş ülkeler olduğu görülüyor.

    Olmaz demeyin, neler oldu son senelerde… Bir bakarsınız ki bunlar da olur. Hem fena mı olur?

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Çemberin içinde kalan alanı kapatıyorum

    Şu işaretlediğim çemberin içinde kalan alanı kapatıyorum.

    Çin ve Kuzey Kore’ye karşı/düşman olan bütün unsurların bu bölgeye girmesini, bu bölgede bulunmasını yasaklıyorum.

    Japonya’yı, Tayvan’ı, Güney Kore’yi daha ağır şekilde baskı altına alacak sinyalleri ve setleri bölgede hakim kılacağım. Bunlar, bu ülkelere destek olmak isteyen herkesi de yıkacak.

    NATO imiş, ABD imiş, Avustralya imiş ya da hangi tarafmış, ülke imiş ben anlamam.

    Rezil oluşunun dünya genelinde defalarca haber olmasını isteyen unsurlar, bölgeye uçaklarını, gemilerini, denizaltılarını gönderebilirler.

    Güney Kore diye bir devlet tanımıyorum. Kore tek bir ülkedir. Tayvan diye bir ülke/otorite tanımıyorum. Tayvan Çin’e bağlıdır. Japonya diye bir ülkeye de varlıkta kalma hakkı tanımıyorum.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Artıyor, artacak

    Çin’in içindeki taraflar arasında gerilme daha da artıyor, artacak. Şi’nin ve Şi’nin içinde bulunduğu grubun iktidarı şimdiden bitti, yıkıldı. Bundan sonrasında erimeye, güç kaybetmeye de devam edecekler.

    Çin’de yaşanan insanlık suçlarına, zulümlere, devlet terörüne karşı şu ana kadar dünyanın onlarca ülkesi sert tepki vermeliydi. Koca ülkede milyarla kişi, kendi devletinin gücünü ele geçirmiş bir kara paracı çete tarafından her türlü hukuksuzluğu görüyor ama dünya sessiz… Çünkü, her gün insan hak ve hürriyetleri, hukukun üstünlüğü gibi konularda nutuk atan ülkeler, Çin’de devlet gücü ile uygulanan kara para ve organcılık işlerinden pay alıyorlar. Bu sayede de bataklarını gizlemeye, iflaslarını açıklamayı ötelemeye çabalıyorlar. Çin ile kameralar ve insanlar önünde çatışıyorlar, restleşiyorlar ama arka plandan yedikleri içtikleri bile ortak… Tamamen danışıklı dövüşüyorlar.

    Kara ve kanlı paralar üzerine oturtulmuş dünya düzeni, daha doğrusu Deccal’ın sistemi çöktükçe… Hormonla şişirilmiş, kanlı ve kara paralarla güya büyütülmüş/güçlendirilmiş Avrupa ülkeleri, İngiltere, ABD, Rusya, Çin, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve benzerleri, akıl almaz krizlere giriyorlar. Şu ana kadar o kadar ileri seviyede krizlerin içine düştüler ki daha fazla yalanlarla, sahte göstergelerle, balon açıklamalarla, batak olduklarını gizleyemeyecekler. Kendi batakları tamamen açık olmasın diye el birliği yaparak Türkiye’ye sürekli kaynağı belirsiz, kara ve kanlı paralar gönderiyorlar. Biliyorlar ki Türkiye’de yaşanması kaçınılmaz olan dev gibi mali kriz yaşanırsa, kendileri de daha fazla oyunlar oynayamayacaklar ve kendi ülkelerinde de devasa mali ve toplumsal krizler yaşanacak.

    Bu ülkelerin bazıları yok olacaklar, tarihin lanetlilere ayrılmış sayfaları arasında yerlerini alacaklar. Bazıları ise iç grupların mücadeleleri neticesinde kısa sürede parçalanacaklar. ABD’nin, Çin’in ve Rusya’nın şu andan sonra parçalanmama ihtimali yok. Bunun aksini söyleyenler, parçalanmayacak diyenler varsa, ya hiçbir şeyden haberleri yoktur, ya da aynı sisteme çalışan bir kişidir, yetkilidir, uzmandır…

    Dünyada siyasi ve mali sahalarda mühim kararlar almak zorunda olanlar, aksi yöndeki yorumlara/değerlendirmelere aldanmayıp, büyük çalkalanmalara, büyük parçalanmalara/bölünmelere, büyük yıkılışlara, büyük iç çatışmalara, büyük halk hareketlerine hazır olmalılar.

    | mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

  • Ben burada oyun oynamıyorum

    – Tayvan’ın çevre ülkelerle yaşadığı sorunlar bizim meselemiz değildir. Tayvan’ın Çin’e bağlanması ya da bağlanmaması da bizim için mühim değildir.  Tayvan meselesinden büyük bir askeri çatışma çıkması da bizim için çok mühim değildir. İhtimal dahilindeki bu askeri çatışmanın tarafı değiliz, olmayacağız. Zaten fiilen NATO üyesi de değiliz. Türkiye’de bu hususlarda da çatlak sesler istemiyorum. Herkes neye, kime destek verdiğini, nasıl oyunlar içinde kalacağını, Türkiye’yi nasıl bir ateşe atacağını ve dolayısıyla ne şiddette bir karşılık göreceğini iyice hesaplasın, kendi sonunu da düşünsün ona göre konuşsun ya da yazsın. 

    – Kuzey Kore’yi ya da herhangi bir ülkeyi demokrasiye zorlayan biri değilim. Ben demokrat değilim. Hiçbir zaman da olmayacağım. Hiç kimseyi de demokrasi denilen şeytani sisteme zorlamayacağım. Hiç kimsenin de hiç kimseyi demokratik sisteme zorlama hakkı yok. Kuzey Kore’nin hali açıkça gözler önünde ve iyi bir halde değil. Sorunlarının çözümü demokraside de değil. Bunların haricinde, Kuzey Kore’nin şu anda Tayvan, Güney Kore ve Japonya meselelerinde taraf olması, hatta askeri çatışmalara dahil olması beni rahatsız etmiyor. 

    – Benim haritamda Güney Kore, Tayvan, Japonya, Ukrayna, Finlandiya, İsveç, Norveç, İngiltere, İsrail, BAE, Katar, Kuveyt, Singapur, Danimarka, Hollanda, Ermenistan, İran denilen yerler yok. Bunlara çoktan çizik çektim. Bu coğrafyalarda siyasi haritalar değişecek. Bunların çoğuna zamanında gerekli eli uzattım, mühleti verdim, ikazlar yaptım ve kararlılıkla tercihlerini yaptılar. Sonlarını kendileri belirlediler.  Türkiye ve gerçek müttefikleri bu gibi devletler ve devletçikler konusunda batı dünyasından bu yana doğru esen suni rüzgarlara kapılmayacaklar. Batı dünyasının daha doğru ifadeyle grilerin, Asyanın söz konusu bölgelerine dair nasıl planları varsa, kendileri o planları uygulama peşinde koşacaklar. Bizi ve gerçek müttefiklerimizi bu işlere karıştırmayacaklar. Karıştırmaya kalkarlarsa safımız Asya safı olacak. 

    – Batı dünyasının Türkiye’deki piyonlarından olan gizli Ermenileri/Hristiyanları ben listemden sileli yıllar oldu. Son süreçte de beni gizli Hristiyanlar hususunda kızdırdılar, öfkemi ve kararlarımı kısmen de olsa ilan ettim. O günden beri Türkiye’deki gizli Hristiyan hainlerde yaprak dökümü devam ediyor. Maddi kayıpları da can kayıpları da hızla artıyor. Daha da devam edecek. Buna rağmen, benimle ortak paydalarda hareket ediyormuş gibi görünen dünya genelindeki bazı unsurlar, ülkemizdeki gizli Hristiyan siyasetçilerin üzerine oynamaya başladılar. Bu, vahim bir hata… Hususiyle Amerika Birleşik Devletçiklerinde bulunan, kendilerine bir süredir sahayı/meydanı açtığım bazı unsurların, böyle bir anda bu kadar vahim bir karar vermeleri, akıl alır gibi değil. Bu hususta da ikazlarımı yapmış bulunayım.

    – Tayyip’in ve çetesinin işi bitti. Bitti diye, gizli Hristiyanların sözde siyasi partilerini ve sözde siyasi liderlerini muhatap almak, alternatif görmek zorunluluğu yok. Ben Tayyip’i seçimle indirmeyeceğim. Meşru bir halk, adalet sistemi ve ordu darbesiyle indireceğim. Bunu yaparken hep söylediğim gibi gizli Hristiyanların sözde partilerini ve teşkilatlarını da toplayıp alacağım. TBMM’yi merkezi bir mahkeme salonu yapacağım. Bunu birkaç tekrarla ifade ettim. Nesi anlaşılamıyor, anlaşılıyorsa kime güveniliyor da karşımda aksi kararlar alınır, anlamak mümkün değil. Abdullah Gül başta olmak üzere, bu memlekete ve millete bu güne kadar her türlü ihanetleri etmiş, her türlü terörün ve bölücü faaliyetin içinde yer almış, her türlü kara para işlerinde faal olmuş gizli Hristiyanları kim desteklerse, onlara kimler meydan verirlerse, ben dünya genelinde onların hepsini boğarım. İşlerini de siyasi dengelerini de kara para işlerini de hep bozarım. İktidarlarını da dev şirketlerini de yıkarım. Benden söylemesi… Ben ülkemi İngiltere’nin örtülü işgalinden, sömürmesinden, dayatma rejiminden kurtarmak için bu kadar bedel ödüyorken, “Ben İngiltere’ye Türkiye’yi aydınlığa çıkarmak için geldim” diyen gizli Ermeni hainin, ayağımın altında bile yeri olamaz. Onu da çetesini de onlarla birlikte hareket eden dünyadaki bütün tarafları da yerle yeksan ederim. Ben burada oyun oynamıyorum, vatan ve millet müdafaası yapıyorum. 

    – Mısır denilen ülkede korku, endişe havası hakim. Ben Mısır’ı muhatap almaya bile değer görmüyorum. Geri çekilecekse çekilsin. Çekilmeyecekse, ne hüneri varsa karşımızda sergilesin. Yunanistan’dan sonraki hedefimiz olur. Mısır’ı da diktatörlerden, kara paracılardan, insan kasaplarından, insanlık düşmanlarından, satanist büyücülerden kurtarır ve topraklarımıza da dahil ederiz.

    – Sadece Güney Azerbaycan değil, bütünüyle İran denilen o kadim Türk toprakları, ülkemizin topraklarına dahil olacaklar. Bunu bozmak için bölgeye askeri unsurlarını getirmek isteyenler, çok bahaneler aramasınlar, danışıklı oyunlar kurmasınlar, açıkça hemen getirsinler. “Getiremezler” demiyorum ama geri götüremezler.

    – Avustralya da İngiltere’nin kontrolünden çıkacak. Bu süreçte Avustralya’ya hep beraber gereken destekleri vereceğiz. 

    – Nükleer bir savaşa artık karşı değilim. Kim kime karşı kullanabiliyorsa kullansın, engellemeyeceğim. Sadece Türkiye’nin ve gerçek müttefiklerinin karşısında kullanılmasını engelleyeceğim. 

    – Yerin altı cehenneme döndü. Uzaylı şehirlerinden bazıları çok perişan hallerde. Yananlar, çökenler, patlayanlar, toplu can kayıpları aldı yürüdü… Sürekli benimle irtibat kurmayı deniyorlar “Dur, dur” diye yalvarıyorlar. İkaz etmiştim. Yeryüzünde suni kuraklık, kıtlık, suni enerji krizi, insanlara ve hayvanlara yüksek teknolojili saldırılar devam ettikçe, LGBT baskısı devam ettikçe, terör devam ettikçe, organ ve insan kaçakçılığı devam ettikçe ben de yerin altında büyük sıkıntılara sebep olmaya devam edeceğim. Yeryüzünde İblis’in planlarına, Deccalin planlarına izin vermiyorum, vermeyeceğim. 

    – Türkiye’de bulunan sivil ya da asker bütün Katarlıları ayrıca Türkiye vatandaşları arasından Katarla ya da Katarlılarla iş tutan herkesi oyundan düşüreceğim. Bunların büyük çoğunluğu kısa sürede ölecekler, diğerlerinin de başlarına gelmeyen kalmayacak. 

    – Yeşillerin grilerin ya da diğer türlerin çatışmaları beni ilgilendirmiyor. Pakistan’ın başında İmran Han’ı, Brezilya’da Bolsonaro’yu görmek istemiyorum.

    | Mfs – Ezber bozan – Akademi Dergisi

    ..

  • Çin ile Tayvan arasıdaki sorunlar, bizim meselemiz değil.

    Anlaşmışlar, anlaşamamışlar, savaşmışlar, kendi aralarındaki meseleleri…

    Kendisine son derece samimi ve dostça uzatılan eli tutmayan, insanlık namına uzatılmış eli tutmayan milletler, müstahak olduklarını yaşamalılar, görmeliler. İcap ediyorsa, ibret-i alem olmalılar.

    Bu dünyanın kuralı bu… Vefasızlık, namertlik ve kötü ahlaklık davranışlar, cezasız kalmaz. Biz iki tarafın da yanında değiliz.

    Bu da Japonya’nın tercihi…

    Japonya ile Çin arasındaki ve Japonya ile Rusya arasındaki sorunlarda da taraf değiliz.

    Nerede o eski Japonlar… Şimdiki Japonlar da ne yazık ki yozlaşmışlar. Tarihlerini, kültürlerini, ahlak kaidelerini umursamaz olmuşlar. Dostlarını, düşmanlarını ayırt edemez olmuşlar. Bu da onların tercihleri…

    Biz Japonya’dan yana da değiliz, düşmanlarından yana da değiliz.

    Güney Kore de tercihini yaptı

    Bizim Güney Kore’ye dair kanaatlerimiz, kararlarımız da kesinleşti. Daha fazla beklemenin lüzumu yok. Güney Kore de kendi tercihlerini yaptı. Koşar adım felakete gitmekten hala hiç rahatsız değiller. Kendileri bilirler…

    Herkes ektiğini biçer. Herkes, neye müstahaksa onu bulur.

    Kuzey Kore, Rusya, Çin ya da başka bir devletin Güney Kore ile anlaşması ya da çatışması bizim meselemiz değil.

    Ukrayna’nın çaresizliği…

    “Belarus topraklarından Ukrayna’ya bir saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamıyoruz.”

    Letonya basınına konuşan Ukrayna Dışişleri Bakanı Kuleba, “Bu senaryoyu çok ciddi seviyede ele alıyoruz. Bu ihtimali dışlamıyoruz. Şu anda Belarus Ukrayna için doğrudan bir askeri tehdit oluşturmasa da bulgular görmezden gelinemez” dedi.

    Minsk’ten gelen siyasi açıklamaların ve Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko‘nun Kırım’ı tanıma açıklamasının Rusya’nın saldırgan dış politikasının bir parçası olduğunu öne süren Kuleba, “Bu bizim için açık bir tehdit ve buna yanıt vermeliyiz. Ancak olayların bu şekilde gelişmesini önlemek için Belarus sınırına uygun sayıda askeri personelin gönderilmesi gerekli. Şu anda bu kaynakları nereden alacağımıza karar veriyoruz” ifadelerini kullandı.

    Belarus ordusunda Ukrayna’ya saldırmak için bir hazırlık yapıldığını görmediklerini de kaydeden Kuleba, Minsk’in Rusya’ya böyle bir saldırı düzenlenmesi için Belarus topraklarını kullanma izni verebileceği iddiasında bulundu.

    “Mfs ile nasıl bir güne uyanacağınızı bilemezsiniz. Son zamanlarda hayatlarımız çok yorucu ve yoğun geçiyor” mealinde kendi aralarında konuşan CIA personellerine sözüm şudur:

    – Basın istifayı, çekip gidin. Boşuna yoruluyorsunuz. Kazanma ihtimalinizin sıfır olduğu bir maçı oynuyorsunuz.

    Mehmet Fahri Sertkaya

  • Ne yaptınız, bilgisayarda 3 boyutlu modellemeler hazırladınız mı?

    Görüntüsü hoş oldu mu? Dar ve uzun olduğu halde dört ve altı kişinin rahatça sığdığı modeller de çalıştınız mı?

    Aracın iç yüzeyinin ekranla kaplanması harika olmadı mı? Isı yalıtımı olunca, her şeyin nasıl da değiştiğini gördünüz mü?

    Tarif ettiğim pervane sistemini denediniz mi? Görüntüyü bozmadan hem tekerlekleri hem de silindir pervaneleri olan model çizebildiniz mi?

    Uzay çağı aracı gibi oldu mu? Yapay zeka eklemeyi düşünüyor musunuz? Elektronik sisteminin hal-i hazırda kullanılan sistemlerden çok farklı ve zor olmadığına kanaat ettiniz mi?

    Bu tarz arabaları yaparsanız, dünyadaki hiçbir insanın, şu sokaklarda, caddelerde dolaşan şeylere araba demeyeceğine, dönüp bakmayacağına kanaat ettiniz mi? Diğer telefon marka ve modellerinin yanında Apple’ın IPhone’u nasıl tuttuysa, açık ara fark attıysa, bir anda araba sanayiinde bu farkı atabileceğinizi kabullendiniz mi?

    Önünüze çekilmiş ve çekilecek siyasi manileri nasıl aşacağınızı çalıştınız mı?

    Siz kendi yolunuza, biz kendi yolumuza

    Batılı dev araba markalarının çok perişan halde olduğu şu zamanda, onlara son darbeleri de vuracak ve araba denince akla doğunun, Asyanın gelmesini sağlayacağım. Dünyanın en ileri teknolojili, en kullanışlı, en mükemmel ve en sağlam arabalarının doğu ülkelerinde geliştirildiğini ve imal edildiğini herkes bilir, kabullenir olacak. Bunu çok çok kısa bir sürede yapabileceğime inanıyorum.

    Bunu yaparken Japonya ve Güney Kore ile iyi ilişkiler içinde olmayı, onlarla da paslaşmayı öncelikli tercihim yapmıştım. Lakin bu ülkeler/milletler, dünya üzerindeki vahşi, acımasız, sömürücü, aldatıcı sistemin parçası olarak kalmayı tercih ediyorlar. Bana da “Siz kendi yolunuza, biz kendi yolumuza” demek düşerdi ve öyle yaptım.

    Mehmet Fahri Sertkaya

  • Güney Kore büyük felaketlere ne kadar hazır?

    Güney Kore, çok büyük depremler ve ardından gelecek tsunamiler ve ardından gelecek askeri işgal ihtimallerine ne kadar hazır?

    Sırt sırta ve çoğu gayet zayıf/güçsüz olan binaları, dar sokakları, İstanbul kadar çarpık yapılaşması, aşırı yoğun nüfusu ile başşehir Seul, dünya tarihinin kayda geçmiş en büyük felaketlerinden birinin yaşandığı bir şehir olabilir mi?

    Güney Kore’de bu gibi felaketlerin yaşanması, önce şiddetli depremlerin, ardından büyük tsunamilerin yaşanması halinde çok vahim bir manzara oluşabilir mi? Seul başta olmak üzere pek çok şehirde milyonlarca insan kısacık süre içinde can verebilir mi? Yüksek nüfuslu ve son derece çarpık yapılaşmalı Seul’de çok yüksek sayıda bina domino taşları misali devrilebilir mi? O şartlarda kurtarma ekiplerinin sayıları ve eğitimleri yeterli olabilecek mi? Güney Kore, kısa sürede başka devletlerden kurtarma ekibi desteği bulabilecek olsa bile, vahim manzara karşısında etkili müdahaleler yapabilecek mi? Böyle bir felaketin hemen ardından bulaşıcı hastalıklar yayılarak milyonlarca kişi daha ölecek mi? Böyle felaketler Güney Kore’nin savunma gücünü kıracak mı, işgal edilme ihtimalini artıracak mı?

    Seul bu hale gelirse, Güney Kore’nin hali nasıl olacak? Dünya markası haline gelmiş bazı şirketlerinin akıbeti nasıl olacak?

    Zührevi yollarla bulaşan, bulaştığı kişinin etini çürüterek öldüren bir virüs dünya genelinde hızla yayılıyor ama en çok da Asyada yayılıyor. Bu virüs, Güney Kore’de ve özellikle başşehir Seul’de de sık görülüyor. Güney Kore, aşırı özgürlüklerin, gayr-i ahlaki hayat tarzının, maddeci bakış açısının felakete sürüklediği sayısız medeniyetlerden biri olarak tarihe mi geçecek ya da hala köprüden önceki son çıkışa gelmemişken feci sonunu görüp toparlanacak mı?

    Güney Kore’nin idarecilerinin hemen şimdi keskin kararlar almaları gerekiyor mu? Güney Kore’nin idaresindeki biyoniklerin artık tespit edilmeleri ve oyundan düşürülmeleri gerekmiyor mu? Güney Kore’nin, uzaylıların istediği tarzda yaşayan bir ülke olmaktan derhal çıkması ve feci akıbetlerden kendini kurtarması gerekmiyor mu?

    Mehmet Fahri Sertkaya