Etiket: Kıbrıs

  • Şimdi duhan vakti

    Görüşmeler çok vakit alıyor. İlgilenmem gereken çok işler var. Daha fazla vakit ayırmam pek mümkün değil. Zaten herkes neyin ne olduğunu anladı, öğrendi ve şartları biliyor. Varlıkta kalmak isteyenler İstanbul’a uyacaklar. Bunu resmi açıklamaları ile de gösterecekler. Bu güne kadar durmaksızın bizimle çatışmış olanlar, tazminatlarını da ödeyecekler. Somut irtibat da kuracaklar.

    Bu şartlar kendisine uymayanlar, ara bir çözüm bulmayı denemekten ve görüşmeye çalışmaktan vazgeçsinler. Ne boşa vakit kaybetsinler ne de bana boşa vakit kaybettirsinler. Büyük bir samimiyetle yazıyorum ki şunca iyiliğe rağmen hala fırsatı değerlendirmeyen hiç bir ülke ve taraf umurumda değil. Gelmesinler zaten öyleleri bana doğru…

    Bu dünyanın altı da üstü de yanıp yok olacaksa bile bu şartlar değişmeyecek. Herkes bu şartlara uyarak İstanbul’dan yana duracak ve kurtulacak ya da inadına devam ederek çökecek, batacak, yok olacak.

    Fazla yayın yapmaya da gerek kalmadı. Herkes her şeyi anladı, bildi. Beni dinleyenler kargo uçakları ile bile sermayelerini kaçırıp kurtardılar. Dinlemeyecek olanlar da zaten bundan sonra da dinlemezler. Şimdi ben metafizikçi ekibime daha çok vakit ayıracağım, destek vereceğim.

    Şu Almanya’yı en başa alacağız. Rusya, ABD, Çin, İngiltere, Kanada, Hindistan, Yunanistan, İsveç, Finlandiya, Ukrayna, Avustralya, Japonya, Kuzey Kore, Tayvan, Güney Kore, İsrail, İran, Suriye derken… Onlarca ülkeyi, altıyla ve üstüyle birlikte ve eş zamanlı olarak çökerteceğiz. Zaten çökükler de son taaruzları da yapacağız.

    Pakistan halini gizleyemiyor ama Hindistan hala gizleyebiliyor. Aslında sinyaller karşısında Hindistan’ın hali Pakistan’dan çok beter…

    Hindistan’da yerin altı ise üstünden bin beter. Yerin üstündekiler “Çok çok fazla sayıda vatandaşımız ölüyor. Dehşetli şekilde ölüyorlar. Bütün sistemlerimiz, cihazlarımız bozuluyor. Arızalarla baş edemiyoruz. İmalat yapamıyoruz, işlerimiz de bozuluyor” diye çıldırıyorlar.

    Orada yer altındaki uzaylılardan İmam-ı Rabbani hazretlerinin bile intikamını alacağım…

    Ekber Şah karakteri vesilesiyle sebep oldukları maddi ve manevi zararların intikamını alacağım.

    Mektubat-ı Rabbani’yi tahrif etmelerinin de intikamını alacağım…

    Şehit ettikleri sayısız müslümanın ve İslam aliminin intikamını alacağım.

    Sahipkıran Emir Timur’a yaptıklarının, biyonik robotla yerine geçmelerinin ve o biyonik robota katliamlar yaptırarak o büyük zatın şanını lekelemelerinin intikamını alacağım…

    Saymakla bitmez zulümlerinin, cinayetlerinin, kasıtlarının intikamını alacağım.

    Yerin altında ve üstünde toplamda milyarlarca kişi ölecek. Herkes görecek, İblis’e seve seve uyarak insanlığa her sahada kastetmenin karşılığını, cezasını…

    Ak denizde ve Ege denizinde pek çok farklı noktada birikmiş olan yer altı gazlarını patlatmaya ve bu vesile ile depremlere sebep olmaya devam edeceğiz. Yerin altındakileri korkudan bile öldüreceğiz.

    Bu güne kadar, siviller/masumlar zarar görmesinler diye geri duruyorduk ama bundan sonra pek çok düşman ülkede yanardağları patlatacağız. Faal olmayan yanardağları bile faaliyete geçireceğiz. Bu şekilde yerin altına ve üstüne aynı anda çok büyük sorunlar yaşatacağız.

    Kıbrıs başta olmak üzere, dünyanın her yerindeki kumar, fuhuş ve eğlence merkezleri şu andan sonra en yoğun şekilde sinyale girecekler. İnsan denemez o tiplerin dehşetli şekilde ölüşlerini, peş peşe intiharları, kavgaları ve cinayetleri ve sinir krizlerini görenler, oralarda bir gün bile duramayacaklar.

    Dünyanın önde gelen kara para merkezlerinden biri olan Azerbaycan da çöktü. Devlet dairelerinden hastahanelere, eğlence ve kumar merkezlerine kadar her yerde çok büyük sorunlar var ve gizleniyor. Dehşetli ölümler de gizleniyor.

    Bu görüşmeler, manevi yandan bakınca, son ikazlardı. Bundan sonra takdir ne ise o olacak. Dünyada yeni virüsler falan yayılmayacağını, toplu ölümlerin virüslerden kaynaklanmayacağını buraya açıkça yazıyorum. Şimdi duhan vakti…

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

    ..

  • Beşşar Esed de bir gizli Ermeni ve gizli Hristiyan

    “Doktorluktan diktatörlüğe Esed” başlığı atmışlar…

    İşte bunlar hep yanlış bilgiler…

    Çok hatalar var. Türkiye’de Alevi olduğunu iddia edenlerin en az yüzde doksan beşi gizli Ermeni, gizli Yahudi, gizli Ezidi vb. oldukları gibi… Esed de Arap Alevisi (Nusayri) değil, bir gizli Ermeni ve Hristiyan… Karısı Esma da öyle… İkisi birden İngiliz casusları…

    Gerçi öyle idiler, sonra ikisi de biyonik robot yapıldılar.

    Gerçek Esed de azılı bir İslam düşmanıydı ve vatan hainiydi. Kara paracıydı. İnsan kaçakçılığı ve organ işlerine kadar her pis işi yaptı. Tayyiple Bohçalının ortak çeteleriyle beraber de çok kara para işleri yaptı Esed ve karısı…

    Şu andaki biyonik robotlar da aynı ayardalar. Şu anlarda, dünyada, yeraltındaki devasa şehirlerde gizlice yaşayan uzaylıların bazı gruplarının çekişmelerinin/çatışmalarının bir tarafında yer alıyor bu iki biyonik robot…

    Bu nedenle Suriye meselesinde biraz İsrail’e uyuyorlar, biraz ABD’ye, biraz Rusya’ya, çoğunlukla İngiltere’ye… Her safhada işlerine geldiği gibi kararlar alıyorlar. İşlerine gelmeyen zamanlarda muhtelif taraflara sorunlar çıkartıyorlar.

    Böyle çoğunlukla danışıklı, biraz gerçek çatışmalar sırasında milyonlarca Suriyeliyi nakite çevirdiler. Bazısını canlı sattılar, bazılarının organlarını sattılar. Yanı sıra silah ve uyuşturucu kaçakçılığı dahil olmak üzere türlü kaçakçılık işlerini yaptılar, yapıyorlar.

    Evet beyler!

    Anlamış olduğunuz üzere denge değişiklikleri ve dolayısı ile tavır/karar değişiklikleri var.

    Esed ile karısının emrinde olan bütün siyasi ve askeri yetkililere (erlere kadar herkese) hemen şu anda bu ikilinin emirlerinden çıkmayı tavsiye ederim.

    Çünkü şu andan sonra, Esed ile karısını ve çetelerini en kısa süre içinde yok etmeye oynayacağım.

    Öncelik sıralamasında Ankara hükumeti ve bağlı bütün unsurlar birinci sırada… İkinci sırada ise karı koca Esed’ler ile bağlı bütün unsurlar var.

    Tekrar etmekten yorulmadım, yine tekrar ediyorum:

    Üçüncü dünya savaşı çıkacak olsa bile, Türkiye nüfusunun yüzde doksanı yok olacaksa bile, dünya nüfusunun ve devletlerinin yüzde doksanı yok olacaksa bile… Yeraltı uzaylı şehirlerinin ve nüfusunun tamamı yok olacaksa bile..

    İşte mesele bu… Hiçbir meselede taviz vermedim, vermeyeceğim. Geri adım atmadım, atmayacağım.

    Bunlar için onlarca sene vakit kaybedemem. Bu yazdıklarım çok kısa süre içinde gerçekleştirilecek. Bu nedenle, İstanbulla restleşen ya da restleşmiyormuş gibi rollerle yanaşan ve sinsilik yapan herkes kısa sürede imha edilecek.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu

    Ben de ilk kez duyacağınız bilgiler vereyim. Sinan Ateş, yönünü büyük bir hızla İstanbul’a dönüyordu. İstanbul’un desteği ile MHPKK’nin başına geçmek istiyordu. İstanbul’un desteğini alırsa, bunu yapabileceğine emindi.

    Bazı ortamlarda “Mfs, Süleyman Soylu’yu asacak” da diyordu.

    Fazlasıyla hatayı üst üste yaptı. En büyük hatalarından biri, İstanbul’a açıkça yanaşmayı, İstanbul’un gölgesi altına girmeyi çok ötelemesiydi. Bir diğeri, güvenilmeyecek bazı kişilere güvenmesiydi. Güvendiği bazı kişiler de sattılar onu…

    Doğukan’mış, Köktürk’müş, hepsi tetikçi kısmı… Yardım ve yataklık kısmı… Hedefe konulanların hepsi de bu işin içinde değil. Çok alternatifli senaryolar yazıyorlar, istediklerine istedikleri suçu yüklüyorlar. O kişilerin her birine şu anda istedikleri her şekilde ifade verdirirler. Adil yargılanma şartları içinde değiller. Büyük bir tehdit altındalar, işkence de görüyorlar, ifadelerinin geçerliliği de yok. İstediklerini alıp bir noktaya koyuyorlar, yanlarına da bir iki silah koyuyorlar. Sonra kendilerine bağlı polislerle, amirlerle bastırıp aldırıyorlar. Kamuoyunu oyalıyorlar, hedef saptırıyorlar. Davayı çürütmek istiyorlar. Taksim’deki son bombalı saldırıdan sonra da bunları yaptılar.

    Sinan Ateş cinayetinde azmettiriciler yani asıl katiller, Devlet Bohçalı, Solomon Soysuz, Semih Yalçın, Şenkal Atasagun ve bunların etrafındaki o merkezi çete…

    Bu ülkede hiç kimse kanundan, devletten, milletten üstte değildir. Şimdi bunların boğulmasının vaktidir. Şerefsizce, had bilmezce, hak arayanlara karşı atarlanan Semih Yalçın’a, tükürdüklerini de yalatma vaktidir. Bedenini çok parçaya bölüp, kafasını Rus Büyükelçiliğine, bedenini ABD Büyükelçiliğine, bir bacağını Çin, diğer bacağını İngiltere Büyük elçiliğine, bir kolunu Almanya, diğer kolunu İsrail büyükelçiliğine kargolama ya da kapılarının önüne asma vaktidir.

    Bohçalı ve emrindeki çete, silahlı terör örgütlerini finanse ederken, mazot ve petrol kaçakçılığından elde edilen kara paraları yoğun olarak kullanıyorlar.

    Bu ülkede, son seçimlerde MHPKK de HDPKK de aslında barajı geçemedi. AKPKK’nin gerçek oyları ise, ilan edilenin yarısından bile azdı. Bu ülkenin yarısı, son seçimlerde oy kullanmadı. Kafalarına göre oy oranları dağıttılar, ilan ettiler.

    Sözde Anayasa metnini kimin yazdığı bile belli değil. Yazarları arasında, üç cümleyi bir araya getiremez haldeki gazeteciler bile listelendi.

    Referandumların da tamamı hileli. Sandıkların yüzde onu bile sayılmamışken seçim zaferleri, referandum zaferleri ilan ettiler.

    Ankebut Ağına bağlı olan diğer ülkelerin liderleri de o safhada bunları tebrik ettiler, oldu bitti suçlarına ortak oldular ya da sessiz kalarak ortak oldular.

    Ekmeleddin İhsanoğlu isimli gizli Ermeni’nin CB adayı yapılması bile şu siyasi parti görünenlerin ortak hamlesi… Sonuçları baştan tayin edilmiş sözde seçimlerle ve referandumlarla devlet mekanizmasını ellerinde tutuyorlar.

    Hepsi aynı alfabenin harfleri, hiçbirinin diğerinden farkı yok.

    Türkiye’de HDPKK gibi silahlı bir terör örgütünü meclise sokan da orada tutan da hala kapanmaması için çırpınırken medyaya başka bir yüz gösteren de Devlet Bohçalı…

    Sinan Ateş, son bir yılını bilgiler, belgeler, deliller toplamaya adamıştı. Elindeki arşiv, sadece Bohçalı ile çetesini değil, Türkiye’deki sözde siyasetçilerin çoğunu süpürüp götürecek türdendi.

    Benim karşımda “Güney Azerbaycan hürriyetine kavuşmasın” diye en çok çırpınanlardan biri Mehmet Haberal ise, ikincisi Devlet Bohçalı…

    Türkiye’de, Kıbrıs’ta, Yunanistan’da, İran’da, Irak’ta, Ermenistan’da, Gürcistan’da, Rusya’da her türlü kara para işlerinin içinde olanlardan biri de Devlet Bohçalı… Emrindeki çeteleri de bu işlerde kullanıyor.

    Adnan Oktar organize suç, terör ve ihanet örgütüyle de paslaşıyor, FETÖ ile de paslaşıyor ve o saydığım ve daha saymadığım kara paracı devletler ile de paslaşıyor.

    Onların Türkiye’deki sözde elçileri ve konsolosları da Türkiye’ye yapılan bu ihanetlerin, kötülüklerin ve her türlü kara para işlerinin hepsinin içindeler.

    Bu ülkede, en az beş bin şehidin gerçek katili Devlet Bohçalı…

    APO denilen ve dünyadan habersiz, gözünün önünü görmez, elifi görse mertek zan edecek bir maşa teröristi astırmayan da Devlet Bohçalı…

    Vakti zamanında MHPKK’nin adını ve üç hilalli bayrağını değiştirmek isteyen de Bohçalı…

    Muhsin Yazıcıoğlu’nu öldürten de Devlet Bohçalı…

    Saymakla bitmez pisliğin başında hep Devlet Bohçalı var.

    Meral Akşener ile de danışıklı dövüşüyorlar, arka plandan her türlü kara para işlerini, organ kaçakçılığına kadar beraber yapıyorlar.

    Tayyip Erdoğan denilen kişi, en başından beri Bohçalı’nın emir erlerinden biri…

    Bunca zamandır, birbirlerine sayıp sövmedikleri kelime kalmadı, kameralar önünde danışıklı dövüşüp durdular, sonra her türlü ihaneti, peşkeşi, vurgunu, soygunu, talanı, cinayeti, terör saldırılarını, işgali, katliamı beraber yaptılar, yaptırdılar.

    O sözde açılım süreci, o ihanet süreci bile Bohçalı’nın emirleri ile yapıldı. Kuzey Irak’ta sözde Kürdistan’ı kuran, bunun için Türkiye’nin her kurumunu ve imkanını seferber eden de Bohçalı…

    Suriye de sömürgecilerin eline tamamen düşsün diye, BOP gerçekleşsin diye, orada hiçbir şey yokken, Suriye sınırlarımızdaki mayınları temizleten de Bohçalı…

    Şu anda 15 milyon sözde mülteci bedavacıya bakmamızın sebebi de Bohçalı…

    Bir ödemek yerine 15 misli elektrik, su, doğalgaz faturaları ödememizin sebebi de Bohçalı… Bu fahiş ödemeleri İngiltere’ye ve diğer ülkelere gönderen de Bohçalı…

    Son birkaç günde ve şu anlarda, milli servetimiz olan askeri araçlarımızı ve mühimmatımızı gizlice ve sinsice Ukrayna’ya gönderen de Bohçalı…

    Batı/Nato ve İsrail tarafı istedi diye, Türkiye’de acayip bir Ukrayna yanlısı kamuoyu oluşturan da Bohçalı… Sözde Türk basın ve medyası da büyük oranda Bohçalı’nın emrine verilmiş vaziyette…

    Seneler önce “Ordumuzun silah ve mühimmatı çalınıyor” dediğimde, onları çaldırtan, Suriye’de ya da Libya’da kontrolünde olan terör örgütlerine gönderen de Bohçalıydı.

    Libya’ya servet değerinde askeri araç ve mühimmatımızı gönderen de oydu, hala o… Suç üstü yapıp, ordumuzun araçlarının ve silahlarının Libya’ya kaçırıldığında dair videoyu paylaştım diye, benim devletimin bütün gücünü, yetmeyip Merkel’in, ABD’nin, Fransa’nın, İngiltere’nin, İsrail’in ve bu işlerin içindeki diğer devletlerin gücünü seferberlik halinde üzerime yıkmaya kalkan da Bohçalıydı. Bu kısımda da Soysuz’u yoğun şekilde kullandı. Muhatap olmak zorunda kaldığım hiçbir devlet kurumu hukuk tanımadı. Onlarca kişi şahit olduğu halde, verdiğim suç duyurusu ve savunma dilekçelerini yok ettiren de Bohçalıydı. Hiçbir şartta hakkımdan gelemeyince, bana deli raporu yamamaya kalkan ve bunu da eline ayağına dolaştıran da Bohçalıydı. Bu kısımda da maşa olarak en çok Soysuz’u kullandı.

    Libya’da ve Somali’de bile ordumuzu adice kullanarak insan, organ, uyuşturucu kaçakçılığı yapan da Devlet Bohçalı… Hala ordumuz kullanılarak Suriye’de, Libya’da, Somali’de ve daha başka yerlede insanlar öldürülüyor, organları çalınıyor. Ayrıca petrol, mazot, silah, uyuşturucu, kadın, genç kız, çocuk, bebek kaçırılıyor. Bohçalı, bu kısımlarda NATO ve ABD üsleriyle de paslaşıyor.

    İstanbul’un karşısında titriyorlar.

    Bohçalı denilen o piç kurusu, o gölgesinden bile korkan melun, kaç masum insanın kanına girdiğini sayamamıştır ve sayamaz. Çıkmışlar, iyice suç üstü oldukları şu anda “Üç hilali yargılatmayacağız” diyorlar. Yani “Bizi yargılayamazsınız, biz hukuktan, devletten, milletten üstünüz. Vurduk, Sinan Ateş’i de vurduk. Kapatacaksınız bu meseleyi. Biz efendiyiz, siz milletçe bir hiçsiniz. Ne dersek, nasıl sevk edersek onu yapacaksınız” diyorlar.

    Yaşarken leş olmuş o vücudunun her bir kısmı başka bir devlete çalışan o Semih Yalçın ise, daha ileri gidip milleti, devlet yetkililerini en ağır şekilde tehdit ediyor.

    Öyle ise milletçe tokatımızı bu insan şeytanları güruhuna vurmak, bunca zarar ziyan ve ölümü durdurmak ve devletimizi hürriyetine kavuşturmak gerekiyor.

    Öyle ise sloganımız belli “Ordu millet el ele, gerçekten hür Türkiye”

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi

  • Şu rüyanın son kısmı yaşanıyor

    Şu rüyanın son kısmı yaşanıyor

    Rüyanın bozulma ihtimali hala var ama çok düşük bir ihtimal. Yine de ben, her şey yaşanana kadar tam olarak tabir etmeyeceğim ama şimdilik biraz tabir edeceğim.

    Rüya Putin’in devrileceğini haber veren rüyalardan biriydi.

    Yayın şurada: https://mehmetfahrisertkaya.wordpress.com/2022/02/23/goge-merdiven-dayayan-akrobat/

    Yol ve yolda yürümem: verdiğim mücadele, varmak istediğim bir hedefimin olması, bir menzilin olması ve devam eden yani yaşanmakta olan süreç…

    Kavşak, bir yol ayrılığına gelmek. Pek çok yönden birini tercih etmek. Yoluma kimle ya da kimlerle devam edeceğime karar verme kısmı. Burası çoktan yaşandı ve rüyada görüldüğü gibi ben geri göndüm. Karşıya da geçmedim, sağa ya da sola da dönmedim ve gitmedim.

    Bunun gerçek hayattaki karşılığı şu: Yoluma batı/NATO çetesi ile de devam etmedim, Rusya ya da Çin ile de devam etmedim. Kendi yolumu çizdim, bana uyanlarla birlikte yoluma baktım. Gerçek hayatta hala bu duruştayım.

    Yolun sağında, maden kamyonu gibi kocaman bir kamyon var. O kamyon gerçek hayatta ABD… ABD’nin bana inat olarak yapmak isteyeceği hamlelerdi. Bu kısımların da neredeyse tamamı yaşandı.

    Rüyada koca kamyonu dikkatle izliyorum, takip ediyorum. Şartlarına bakıyorum. Bunu gerçek hayatta da yaptım ve ABD’nin hareket sahasını çok daralttım. Rüya zaten bunu haber vermişti. Şimdi kamyonun yani ABD’nin, her şeye rağmen oradan dönüp kurtulabileceğini, hareket edebileceğini göstermek isteyeceği zamandayız. Şu anda gerçek hayatta zaten bu inatlaşma var. Yol bitmiş, o koca kamyon işe yaramaz metal yığını gibi orada sıkışmış. Dönebileceği alan yok. Bu işleri buradan sonra düzeltemez ama ille de düzeltmeye çalışıyor. Rüyada saniyeler içinde kamyon devriliyor. Yani gerçek hayatta da kısacık süre içinde ABD’de Biden ve Kamala çetesi devriliyor, üstelik bu güne kadar bana inat olarak öteledikleri, gizledikleri acınası halleri, devasa krizleri bir anda patlak veriyor. Kamyonun saniyeler içinde ve daracık alanda ters dönmesi bu manaya geliyor.

    Kamyon devrilince meydanda görünen ve benim oradan uzaklaşmamı isteyen kişi, ABD’de sözü geçen bir siyasetçi…

    Karşıdaki dağ Rusya… Tepesindeki kaya Putin ve çetesi/hükumeti… Kamyonun yani ABD’nin devrilmesi, krize açıkça girmesi, Rusya’ya da son darbem oluyor. Putin de hükumeti de etrafını sarmış olan Yahudi ve satanist kara paracılar da sözde iş adamları da topluca devriliyorlar. Rusya paramparça olmaya başlıyor.

    O Yahudi hahamları bunları anladıklarından Rusya’daki Yahudilere “Acilen Rusya’dan çıkın” dediler.

    Hep tekrarla söyledim. Şu Türkiye’deki AKPKK’yi, Bohçalıyı, Soysuzu, kara paracı holdingleri, kripto hainleri harcamak mesele bile değil… Öncelikle dünyanın şartlarını buna ayarlamak gerekiyordu. Bunca senedir bunun için çok zorlanarak sabır ettiğim, kısa sürede ezip geçeceğim halde müdahale etmediğim kişiler, gruplar oldu. Bu güne kadar bu maksatla zaten somut deliller de paylaşmadım.

    Rüyanın bu kısmı, sonuca ulaşabileceğimi, ABD’yi ve Rusya’yı peş peşe devireceğimi, ardından çok kısa süre içinde Türkiye’yi gerçek hürriyetine kavuşturabileceğimi de müjdeliyor.

    Dağdan kayanın düşmesi anında bazı tehlikelere de düşeceğim anlaşılıyor. Bir insan rüyasında neden kaçıyorsa, ondan kurtulur, korunur. Hiç zarar görmeyeceğim anlaşılıyor.

    Dahası, bu güne kadar ilerlediğim bazı konularda, karar değişikliğine gideceğim ve aksine işler yapacağım anlaşılıyor. Bu sırada, ABD’deki o etkili siyasetçi de bana uyacak, sürekli peşimden gelecek ve benden hiç ayrılmayacak.

    Bu rüya, Suriye’den ABD ve Rus işgal güçlerini çok kısa süre içinde çıkartacağımı da müjdelemiş oluyor. Bu kısımda da o ABD’li siyasetçi, üzerine düşeni yapacak. Beni uğraştırmayacak. Böylelikle ülkesini de az zararla kurtarmış olacak.

    Yine bu rüya, bir anda bir kırılma noktası olacağını, şu andaki siyasi ve maddi gücümden çok ama çok daha güçlü hale kısacık sürede geleceğimi haber veriyor.

    Zaten Rusya ve ABD’nin neredeyse aynı anda devrilmeleri, açıkça çökmeleri, dünya siyasetinde istediğim şartların/dengelerin nihayet oluşmasına sebep olacağı için… Bu rüya, İran’ı, Irak’ı, Kıbrıs’ı, Ege adalarını, Yunanistan’ı ve Bulgaristan’ı, ilerleyen kısa süreç içinde peş peşe Türkiye’ye dahil edeceğimi de haber vermiş oluyor.

    Rüyada asfalt görmek, güzel ve hayırlı rüyalar arasında kabul edilir. Rüyayı gören kişinin, çok çalışkan ve hırslı olduğuna, bu meziyetleri sayesinde gelecekte kendisi için çok hayırlı işler yapacağına ve zenginliğe kavuşacağına tabir edilir. Rüyayı gören kişinin bahtının ve önünün açık, hayallerine, isteklerine ve hedeflerine giden yolların da temiz olduğu anlamına gelir. Bu rüya, kişinin hayatta her alanda muvaffak olacağına delalet eder.

    Rüyada Asfalt Yol Görmek

    Rüyada asfalt yol görmek, rüya sahibinin hayatının yolunda, işinin gücünün de rast gideceğine işaret eder. Kişi, hiçbir işini yarım bırakmayan, aldığı sorumluluğu yerine getirme sağ duyusuna sahip olan böylece hayatında hiçbir zaman hayal kırıklığı yaşamayacak kimse olarak tasvir edilir.

    Rüyada asfalt yolda yürümek, rüyayı gören kişinin düzenli ve disiplinli bir hayatı olacağına ve iş hayatındaki düzenini oturtmayı başaracağına işaret eder. Kişi, özenli ve fedakâr çalışması sayesinde gelecekte mesleğinde çok ilerleyecek demektir.

    Rüyada yola asfalt dökülmesi, rüyayı gören kişinin, yatırımlarının amacına ulaşacağına, hemen olmasa bile gelecekte kendisine mutlak suretle, başarı, kazanç ve kar getireceğine işaret eder.

    Rüyada göçük görmek, kısa süre önce yapılan bir hatadan ötürü işlerin sıkıntıya gireceğine, büyük bir çaba gösterilmesine rağmen sorunların sürekli artacağına, maddi durumun yakında karşılaşılacak kötü bir sürpriz yüzünden çok bozulacağına, sert bir tutum sergilenmesinden ötürü büyük bir zarara uğranılacağına, iş hayatında ortaya konan çalışmaları kıskanan rakipler ile bazen münakaşa edileceğine ve personelle ilgili istenmeyen bir durumun ortaya çıkacağına delalet eder.

    Rüyada Kamyon Görmek

    Rüyada kamyon görmek, kamyona binmek, kedere, üzüntüye, uzun ve zahmetli bir yolculuğa başlayacağınıza, hasretinize kavuşacağınıza ve üzücü bir haber alacağınıza işaret eder.

    Kamyona binmek işlerinizin iyiye gideceğine, geçim sıkıntılarından kurtulacağınıza ya da iş yerinizdeki pozisyonunuzda biraz daha yükseleceğinize delalet eder. Ağır yüklü kamyona binmek, güzel geçecek, sonunda güzel paralar kazanacağınız, ticari amaçlı bir yolculuğa çıkacağınıza işarettir. Eğer bindiğiniz kamyonda yük yoksa sonunda eli boş döneceğiniz hatta zarar edeceğiniz ticari bir yolculuğa işarettir.

    Rüyadaki her şeyin iki tabiri var. Birincisi benim için yapılacak tabiri… İkincisi ise düşmanlarım için yapılacak tabiri… Burada kamyon, ABD tarafı için yolun sonu ve büyük iflas demek iken benim için tam tersine çok büyük maddi ve siyasi kazanç demek.

    Rüyada dağ görmek çok hayırlı bir rüyadır. Rüyada dağ gören kişi ülke yönetiminde söz hakkı bulunan üstün yetkilerle donatılır, işinde bulunabilecek en üst mevkie erişir, toplum içinde otorite, söz ve saygınlık sahibi olur. Rüyada bir dağın zirvesinde Allah’a el açıp ona şükreden kişi hayatı boyunca adaletli ve vicdanlı bir kişi olacak demektir.

    Eğer bir kimse rüyasında bir dağın yamacında dini vecibesini yerine getiriyorsa devletin üst kademelerinde resmi bir görevde, geniş yetkilerle bir memurluk işine atanır. Bir kişi eğer rüyasında dağdan indiğini görürse maddi zarara ve kayıplara uğrar. Bir kişi dağda rampa bir yoldan çıktığını görürse bu onun yaşayacağı vicdan azabına delalet eder.

    Rüyada dağdan yuvarlanmak ya da düştüğünü görmek kişinin yaptığı hatalar nedeni ile işini, kazancını ve koltuğunu kaybetmesi anlamına gelir.

    Rüyada dağın yandığını görmek herkesin tanıdığı birinin öleceğine ya da ülke başkanın hezimete uğramasına delalet eder.

    Rüyada kaya görmek, zor, sert ve kesin kararlı bir kimse ile tabir edilir. Rüya sahibi Nuh deyip, Peygamber demeyen kişi olarak tasvir edilir. Bir kere hayır dediği bir iş için, bütün dünya bir araya gelse onu caydıramaz ve kararından döndüremez, evet dediği işler için de aynı şey geçerlidir elbette. Rüya sahibi, sabit fikirlidir ve kendisine faydası olması konusunda azıcık şüphe duyduğu işe yanaşması mümkün değildir. Rüyada kaya görmek, aynı zamanda güç ve sağlamlık anlamına gelir. Rüya sahibinin rüyası, çelik gibi sağlam sinirleri olduğu ve kolay kolay manevi çöküntü yaşamayacağına işaret eder. Bu rüya, bir kaya kadar büyük ve sağlam mal varlığı edinmek şeklinde de tabir edilmektedir.

    Rüyada Kayanın Düştüğünü Görmek

    Başarıları ve iyi kalpliliği bilinen, şanlı ve şöhretli bir kişinin kaybına işaret eder. Rüya sahibinin çevresinde böyle bir kişinin kurtulamayacağı bir hastalığa yakalanmasına ve herkesi derin üzüntüye boğmasına işaret eder.

    “Kısacık sürede meğer ne çok mesafe almışız, koşmuşuz. Kavşaktan ne kadar da çok uzaklaşmışız. Hayret, bu nasıl olabildi” diyorum.

    Rüyamın bu kısmı, söz konusu devrilmeler peş peşe yaşandıktan sonra, peşimden gelen kişiyle birlikte kısa sürede büyük mesafe alacağımı, çok işler halledileceğini haber veriyor.

    Mehmet Fahri Sertkaya | Akademi Dergisi